<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172</id><updated>2011-09-28T14:03:38.857-07:00</updated><title type='text'>Aklımdan geçenler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>54</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3263808405060259692</id><published>2010-11-13T10:32:00.000-08:00</published><updated>2010-11-13T10:57:37.543-08:00</updated><title type='text'>Bir Halı Saha Maçının Anlattıkları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TN7behkIAYI/AAAAAAAAAD0/L-PnK8SkJwQ/s1600/eglence_resimleri_hali_saha.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TN7behkIAYI/AAAAAAAAAD0/L-PnK8SkJwQ/s400/eglence_resimleri_hali_saha.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539105909164736898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Anlamsız gelir bazılarına koca koca adamların bir topun peşinde bir saat koşmaları. Anlamsız gelir ayaklarını uzatıp televizyon izlemek varken, gezmek varken, kitap okumak varken, uyuklamak varken...Bu iş için harcanan zaman ve efor yetmezmiş gibi bir de üstüne para verir bu halısaha severler. Velhasılı anlamsız, saçma, gereksiz gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Ama bilmezler, neleri mi? O sahaya gidip maç yapmanın herkes için farklı farklı anlamları vardır. Bazısı, dertlerini unutmak için oynar. Çoğu kez duymuşumdur"şuraya gelip 1 saat koştuğum zaman dilimi bütün dertlerimden kurtulduğum tek zaman dilimidir" diye. Bazısı sadece ve sadece futbol oynamayı sevdiği için gelir halı saha maçlarına, bazıları sosyal ortamını sever maçların; çünkü maçtan önce insanlar birbiriyle konuşur, maç ayarlanır, belki de aylardır konuşulmaya ve konuşulmayacak kişi ile bu vesile ile konuşulur. Modern hayat, insanlar ortak bir noktaları yoksa bir zamanlar en iyi arkadaşları olan insanlarla bile görüşemiyebiliyorlar. Oysa maçtan önce oturulur sonra oturulur, çay içilir, muhabbet edilir. Bazısı, spor yapmaya gelir, sadece terlemek için yani. Bir ter atayım der. Zira şehirde düzenli spor yapmak pahalı ve zaman gerektiren bir uğraştır. Artık bir koşubandının üzerinde koşmanın eğlenceli olduğuda söylenemez. Liste uzatılabilir. Herkes bir nedenden ötürü sever halı saha maçlarını. Bu maç vesilesiyle toplanların insanların ilişkilerini güçlü tuttuğu, uzaklaşmalarını engellediği, bir nevi sosyalleşme sağladığı açıktır. &lt;br /&gt;       Her halı saha maçı yapanın bir maziside vardır meşin yuvarlakla. Bazısı Fener'in bazısı Beşiktaş'ın, bazısıda adı bilinmeyen bir amatör takımın altyapısında oynamıştır. O halı saha maçı başka, bambaşka düşüncelere götürür insanları. Eski günlere, daha genç olunan güzel günlere...&lt;br /&gt;       Velhasılı halı saha maçı deyip geçenler, halı saha maçı asla halı saha maçı değildir. Altında bambaşka anlamlar taşır. Aman canım maçta neymiş değildir mevzu. Heee! Bu halı saha maçlarının tam olarak ne anlam ifade ettiği bu atmosferi yaşamayanların anlayabileceği bir şey değildir. Dolayısıyla kadınların genel olarak bunu anlaması daha zor olur. Ama en azından anlamaya çalışabilir anlayamayanlar. Zira kırgın, hayal kırıklıklarıyla dolu, zorlu bir hayat geçiren-memleketimde genelde böyle hayatlar yaşanıyor- koca koca insanlar bir nebze mutlu olmak, kendisini iyi hissetmek, nostalji yaşamak için gider topunu oynar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3263808405060259692?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3263808405060259692/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3263808405060259692' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3263808405060259692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3263808405060259692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/11/bir-hal-saha-macnn-anlattklar.html' title='Bir Halı Saha Maçının Anlattıkları'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TN7behkIAYI/AAAAAAAAAD0/L-PnK8SkJwQ/s72-c/eglence_resimleri_hali_saha.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-1895136641723928600</id><published>2010-11-08T10:59:00.001-08:00</published><updated>2010-11-08T10:59:28.754-08:00</updated><title type='text'>İnce Çizgi</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-1895136641723928600?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/1895136641723928600/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=1895136641723928600' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1895136641723928600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1895136641723928600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/11/ince-cizgi.html' title='İnce Çizgi'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7243255981086666987</id><published>2010-05-31T12:49:00.002-07:00</published><updated>2010-05-31T13:04:12.773-07:00</updated><title type='text'>Canım İstanbul</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TAQUHbiyeXI/AAAAAAAAADk/x4q3y8irWlY/s1600/istanbul1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TAQUHbiyeXI/AAAAAAAAADk/x4q3y8irWlY/s320/istanbul1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477525164674677106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'un fethinin üzerinde 5 asırdan fazla zaman geçti. Ve biz, Fatih'in torunları geçenlerde yine Fetih Haftası vesilesiyle birçok etkinliklerle İstanbul'un fethini yad ettik. Temsili olarak kalelere çıktık, top, gülle attık. Allah Allah nidalarıyla sağa sola koşturduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel, hoş bu kadar mizansen yapmamız ama şairin şiirinde Canım İstanbul diye anlattığı yeri 5 asır sonra ne hale getirdik. Aslı önemli nokta budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necip Fazıl'ın İstanbul'u acaba nerededir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;......&lt;br /&gt;Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;&lt;br /&gt;Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.&lt;br /&gt;Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,&lt;br /&gt;Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul benim canim;&lt;br /&gt;Vatanim da vatanim...&lt;br /&gt;İstanbul,&lt;br /&gt;İstanbul... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en güzel şehrinden manzalara bakarsak Fatih Mezarında rahat yatamıyordur. Dün günlerden pzardı Anadolu yakasında tüm sahil boyunca millettim öyle bir mangal manyaklığıyla hemhal haldeydi ki yoldan geçen arabalar bir yerde yangın çıktığını sananilirlerdi. Ama bu kimseyi şaşırtmasın biz ki Beyaz Saray'ın bahçesinde mangal yapan bir milletiz, kendi sahillerimizde hayli hayli yaparız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağını, taşını, patikasını, düzünü, yamacını beton yığınlarıyla doldurduk bu şehrin.Bir iki ağaç kalsın demedik, kestik beton yığınlarını diktik. Gecekondu yaptık, kaçak binalar diktik, sonra devlete kızdık şehirde alan kalmadı. Küçük rantlar uğruna mahvettik şehrimizi. Şimdi Uzaktan bakınca güzel İstanbul. İçine girince değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Fatih bu günleri görseydi, şehri fethetmek için o kadar istekli olur muydu, ne dersiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7243255981086666987?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7243255981086666987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7243255981086666987' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7243255981086666987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7243255981086666987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/05/canm-istanbul_31.html' title='Canım İstanbul'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/TAQUHbiyeXI/AAAAAAAAADk/x4q3y8irWlY/s72-c/istanbul1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-998232067965831587</id><published>2010-05-31T12:49:00.001-07:00</published><updated>2010-05-31T12:49:28.503-07:00</updated><title type='text'>Canım İstanbul</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-998232067965831587?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/998232067965831587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=998232067965831587' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/998232067965831587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/998232067965831587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/05/canm-istanbul.html' title='Canım İstanbul'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-5286839566003785954</id><published>2010-05-04T12:27:00.001-07:00</published><updated>2010-05-04T12:37:35.963-07:00</updated><title type='text'>Haydi Abbas</title><content type='html'>Abbas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi Abbas, vakit tamam;&lt;br /&gt;Akşam diyordun işte oldu akşam.&lt;br /&gt;Kur bakalım çilingir soframızı;&lt;br /&gt;Dinsin artık bu kalb ağrısı.&lt;br /&gt;Şu ağacın gölgesinde olsun;&lt;br /&gt;Tam kenarında havuzun.&lt;br /&gt;Aya haber sal çıksın bu gece;&lt;br /&gt;Görünsün şöyle gönlümce.&lt;br /&gt;Bas kırbacı sihirli seccadeye,&lt;br /&gt;Göster hükmettiğini mesafeye&lt;br /&gt;Ve zamana.&lt;br /&gt;Katıp tozu dumana,&lt;br /&gt;Var git,&lt;br /&gt;Böyle ferman etti Cahit,&lt;br /&gt;Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;&lt;br /&gt;Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; CAHİT SITKI TARANCI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Sıtkı yalnız, şiirleri gibi melankolik, sıkkın, her zaman gittiği meyhaneye gider. Meyhaneci Abbas "Cahit Abi daha saat erken, daha sonra gel" der. Cahit Sıtkı gider ve akşam üstü geriye gelir. Eline bir peçete alır ve yazmaya başlar: " Haydi Abbas vakit tamam....."  İşte böyle yazılır Cahit Sıtkı'nın en güzel şiirlerinden birisi olan Haydi Abbas&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-5286839566003785954?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/5286839566003785954/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=5286839566003785954' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5286839566003785954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5286839566003785954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/05/haydi-abbas.html' title='Haydi Abbas'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7683260866217619939</id><published>2010-05-04T12:08:00.000-07:00</published><updated>2010-05-04T12:26:06.733-07:00</updated><title type='text'>İnsanlık ve Vicdan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S-Bw-rMauNI/AAAAAAAAADc/KADaT1WDE7c/s1600/aclik.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 202px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S-Bw-rMauNI/AAAAAAAAADc/KADaT1WDE7c/s320/aclik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467494169676789970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda gördüğünüz resim bir "Batılı"- yani uygar, ileri, insan haklarında duyarlı vs...- tarafından çekildi. Fotoğrafı çeken kişi bu fotğraf ile bir ödül kazandı. Gerçekten inanılmaz bir fotoğraf. Suya ulaşmak için kilometrelerce yol yürüyen ve yürümesi gereken hala kilometreler olan bir küçük çocuk hedefine varamadan orada yığılıp kalıyor. Fotğrafçı sadece fotoğrafı çekiyor ve ödülünü alıyor. O zenci çocuk bir laboratuvar faresi gibi orada, geride bırakılıyor. Zaten gelişmiş laboratuvarlarında inceledikleri 3.dünya insanlarına insandan çok bir kobay gibi davranılması yeni bir şey değildir. Fotoğrafçı, ülkesine döndükten sonra - neresi olduğu hiç önemli değildir - hayatını yaşamaya devam etmiştir. &lt;br /&gt;Bu satırları yazan ben ve bu satırları okuyan sen sakın o fotoğrafçıya lanet etme. Bu belki kendi vicdanını biraz rahatlatabilir ama aslında ben ve sende o kişi kadar suçluyuzdur. Tüketiyoruz, hem de ihtiyacımızın çok çok üzerinde tüketiyoruz. Fotoğrafta görünen çocuk kaburgaları sayılan çocuk hiç birimizin çocuğu değil. O yüzden mi hak etmiyor karnının doymamasını??? Yoksa bizler miyiz hakettiğinden fazlasını tüketen. Milyonlarca ekmeği çöpe döken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat rahat yiyelim yemeğimizi, bize ne Afrika'da ki aç çocuktan, bize ne susuzluktan ölen insanlardan, bize ne çocuk yaşya çalışmaya - köleliğe - zorlananlardan. Ben kötü bir şey yapmadım diyorsunuz değil mi? İnsan sadece yaptıklarından mı sorumludur. Ya yapmadıkları? Her gün bahsini ettiğimiz mali sorunların hangisi açlıkla ilgili? Hiç birisi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi AVM'lerde yemekler yiyip, deliler gibi gezmeye devam edelim, 15 ayakkabımıza yenilerini ekleyelim, her yıl duvarları boyayalım, arabamızı yenileyelim, 2 günde bir kuaföre gidelim ama dünyanın her hangi bir yerindeki açlıktan sorumlu olmayalım öyle mi? Öyle evet aynen öyle. Keyfimizce tüketmeye devam edelim, tek bir erdemli hareket yapmadan, dünya için, insanlık için, kardeşlik için....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama unutmayalım o küçük Afrikalı beden peşimizi bırakmayacaktır. Vicdanlarımız yaşamamıza izin vermeyecek böylesine. O fotoğrafçı, çocuğu ölüme terk eden fotoğrafçı ülkesine döndükten altı ay sonra intihar ederek hayatına son verdi. Vicdan her insanda vardır, ve mutlaka bir yerde uyanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7683260866217619939?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7683260866217619939/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7683260866217619939' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7683260866217619939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7683260866217619939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/05/insanlk-ve-vicdan.html' title='İnsanlık ve Vicdan'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S-Bw-rMauNI/AAAAAAAAADc/KADaT1WDE7c/s72-c/aclik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-6176500184991267290</id><published>2010-04-12T11:05:00.000-07:00</published><updated>2010-04-12T11:47:38.081-07:00</updated><title type='text'>Esir Şehrin İnsanları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S8NhPg7ZbOI/AAAAAAAAADU/ztlmed67CfE/s1600/images.jpeg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 93px; height: 124px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S8NhPg7ZbOI/AAAAAAAAADU/ztlmed67CfE/s320/images.jpeg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5459314092468169954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal Tahir'in o muhteşem üçlemesinin ilk eserinin adıdır " Esir Şehrin İnsanları". Düşman İstanbul' a kadar gelmiştir ve İstanbul artık esir bir şehirdir. Bir yanda Esir Şehri esaretten kurtarmaya çalışanlar, bir yanda esarete köle olanlar, bir yanda sadece seyredenler. Kemal Tahir tüm bunları anlatır bu romanında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, şehirde yaşayan insanlar, şu İstanbul'un kahırkeşleri, belki Esir bir şehirde değiliz; ama esir değil miyiz. İşte burası tartışılır. Esiriz hepimiz zira. Sabah kalkıyoruz erkenden, ve sürüler halinde bir yerlerden bir yerlere taşınıyoruz. Gözlerimizden uykular akarak üstelik. Belki dün çocuğunu salladı bir anne, ya da bir işçi imalatı yetiştirmek için sabahlara kadar çalıştı. Sabah, dünden kalma yorgunlukla devam eder hayat şehirlerde. Hayat deriz ama, para kazanmak lazım. Çocuklar var, faturalar var, üstbaş almak lazım, arabanın taksitleri, benzin parası,falan parası, filan parası....çalışmak lazım velassıl kelam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayahan'ın bir şarkısında da dediği gibi:" nelerden vazgeçiyoruz bir bilsen". Nelerden vazgeçiyoruz bir bilsek. Sağlığımızdan, zamanımızdan, ruhumuzdan, arkadaşlarımızdan, hayallerimizden...daha nelerden vazgeçiyoruz. Esiriz hepimiz, şehrin esiri. Koca bir yıl boyunca sadece bir hafta toprağa basma şansı olan insanlarız, yani esir değiliz de neyiz. Egzos dumanlarının, minibüslerin, otobüslerin, yolların, telefonların, bilgisayarların esiriz. Esiriz şehirde, esir. sadece parmaklıkları göremiyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-6176500184991267290?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/6176500184991267290/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=6176500184991267290' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6176500184991267290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6176500184991267290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/04/esir-sehrin-insanlar.html' title='Esir Şehrin İnsanları'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S8NhPg7ZbOI/AAAAAAAAADU/ztlmed67CfE/s72-c/images.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3004285085181149513</id><published>2010-04-04T13:12:00.000-07:00</published><updated>2010-04-04T13:40:59.861-07:00</updated><title type='text'>Corrie Rachel Olabilmek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S7jzClaeJfI/AAAAAAAAADM/f3IdPlQFgzw/s1600/rachel-corrie.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 305px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S7jzClaeJfI/AAAAAAAAADM/f3IdPlQFgzw/s320/rachel-corrie.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456378174287783410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yılının 16 mart günü Filistinli bir doktorun evinin yıkılmasını engellemek için İsrail Bulldozerinin altında kalarak hayatını kaybetti Corrie Rachel. İnternette küçük bir araştırma yaparsanız bulldozerin ezdiği Corrie'nin parçalanmış yüzünü görebilirsiniz. Ben bakmak istemedim. Corrie'yi ezen bulldozeri de gördüm küçük bir aramada, ürkütücü ve dev gibi bir şey, kara pis bir demir yığını. Büyükşehir belediyesinin kar küreme araçları, o bulldozerin yanında şirin kalır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 yaşındadı Corrie, hayalleri vardı. Filistin, Refah'tan ailesine gönderdiği mektupta şöyle demişti: " Seni seviyorum anne. İnan, çok özlüyorum. Kabuslar görüyorum. Rüyalarımda, siz ve ben içerdeyken, tank ve bulldozerlerin evimi çevirdiğini görüyorum....Doğrusu buradaki insanların bilinçli olarak yaşamlarının yok edilişlerini görmelerine rağmen, bu kadar iyimser olmalarının anlayamıyorum..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rachel'ı kasıtlı olarak öldüren sürücü disiplin cezası bile almadı. İsrail, için başka ırkların ölümünün pek anlamı yok. Irkçılıktan bu kadar acı çekmiş bir millet için nasıl bir tezat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rachel bir fenomendir. Tüm insanlık boyunca ismi efsaneleşecek, ve bir simge halini alacaktır. Çünkü O zulme karşı, yanlışa karşı durabilmiş, muslümanların çoğunluğunda olmayan ama Hz. Ali'nin dediği: " Zulmü görüyor ve hiçbir şey yapmıyorsan, sende o zulme ortaksın" dustürunu bilmeden yaşatabilmiştir. Rachel yalnışın karşısında duran bir Martin Luhter King, bir Abraham Lincoln, bir Köroğlu gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bizler yataklarımızda rahat rahat uyuyalım. Günde ortalama 2 dolar ile yaşamaya çalışan Filistinlileri unutalım. Dünyadaki 1 milyar aç insanı unutalım, Aç komşumuzu unutalım, Borç harç batağında sıkışmış "eski" dostlarımızı unutalım, eti tanımamış Anadolu insanını unutalım, daha bir çok şeyleri de unutalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımızda tutmamız gerekn bir çok şey var. Kim bu gereksiz bilgileri aklında tutacak. Akşama maç var, bizim takımda sakat var. Milyonlarca dizi var hem. Behlül var, Bihter var, Ramiz Dayı var....Var oğlu var. Hem 20 çift ayakkabıya yenisini eklemek için bütün AVM'leri gezmek lazım. Sonra ilkbahar - yaz kreasyonlarını takip etmeliyiz. Mazallah sonra bizi beğenmez karşı cins. Oysa, bilmeyiz ki dünyanın en güzel şeyi bile 15 dakika sonra sıkıcı gelir. Eğer içi boş ise. Mevlana'nın deyimiyle kadeh ne kadar güzel olursa olsun, siz bana içindekinden bahsedin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan, işte bütün mesele bu. Corrie Rachel'ın vicdanı ona zulme karşı koymaya itti. Rahat bir hayatı istemdi Rachel.İstese de yapamazdı zaten. Çünkü Amerika'da ailesiyle birlikte, evinde rahat tahat yaşarken dünyada gördükleri Onu mutsuz edecekti. Küçük insanlar gibi değildi. Üç beş kuruşun, elbisenin, arabaların vs. değil, insanlığın kayıp vicdanın peşindeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçün küçük hesaplar peşinde koşan, arkadaşlık - dostluk tanımayan, ortayolcu ve fırsatçı, çıkarlarında başka bir şeyi düşünmeyen dünyanın Corrie Rachel'dan alacağı çok dersler var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3004285085181149513?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3004285085181149513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3004285085181149513' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3004285085181149513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3004285085181149513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/04/corrie-rachel-olabilmek.html' title='Corrie Rachel Olabilmek'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S7jzClaeJfI/AAAAAAAAADM/f3IdPlQFgzw/s72-c/rachel-corrie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7156083744611579439</id><published>2010-03-28T13:54:00.000-07:00</published><updated>2010-03-28T14:06:25.647-07:00</updated><title type='text'>Fener - Cimbom</title><content type='html'>Aslında bu akşam başka bir konudan bahsetmek istiyordum. Hayata, aşka, meşke, kadın - erkek ilişkilerine dair şeylerden bahsetmek istiyordum. Ama bu akşam fener - cimbom maçı vardı. Ve yine kaybettik. Bir el olduğuna inanıyorum artık bizim bu maçları kaybetmemizi sağlayan. Selçuk Şahin 35 metreden vasat bir şutla Loe Franco'ya gol atıyor. Bizim gol ayaklarımız da bir sürü pozisyon harcıyor. Anlaşılmaz bir şanssızlık ve talihsizlik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray kazansaydı belki uzun uzun bir şeyler yazardım ama malubiyetten sonra yaşadığım hayal kırıklığı yazıyı kısa kesmemi sağlıyor. Bir başka bahara kaldı galibiyet hasretimiz. Bu arada şampiyon inşallah Bursaspor olacak. Galatasaray zaten hak etmedi. Aynı diğer büyükler gibi....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7156083744611579439?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7156083744611579439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7156083744611579439' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7156083744611579439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7156083744611579439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/03/fener-cimbom.html' title='Fener - Cimbom'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-2162861410713273180</id><published>2010-03-17T13:01:00.000-07:00</published><updated>2010-03-17T13:26:41.804-07:00</updated><title type='text'>Barcelona Olmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S6E69gWCKwI/AAAAAAAAADE/oGxQ2TtCNmA/s1600-h/barcelona.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S6E69gWCKwI/AAAAAAAAADE/oGxQ2TtCNmA/s320/barcelona.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5449701852423793410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında takım olmak. BArceolna olmak demek takımm olmak demektir. Barceolna bir takımdır. Her şeyden önce takım, yani iyi takım, kötü takım, pahalı takım vs. takım olmadan önce takım olabilmek. Bir sokok takımı da bunu başarabilir. Ama bazen en büyükler için bile bunu başarmak zordur. Barcelona her şeyden önce takım olduğundan başarılıdır. O yüzden Real Madrid'ten farklıdır. En azından son yıllarda izlediğimiz Real Mardid'den farklıdır. Yoksa Hierro'nun kaptanlığında ki Real'de gerçek bir takımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona ruhu denen şey onu bi rakım yapar. Her zaman, her şartta Barcelona kazanmaya çıkar ve her zaman oyunun oynar. Sahaya takım kazanmak için çıkmıştır ama bundan daha da önce iyi futbol oynamaya çıkar. Futbolcular neyi sırtlarında taşıdıklarını bilirler. Amatör ruhla ve eğlenerek oynarlar. Bir şeyleri ifade ettiklerini, bir şeylerin sembolü olduklarını bilirler.  Barcelona ruhunu yaşarlar, ve yaşatırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona benim izleyebildiğim Koeman, Romario, Stoickhov, Bakero, Ronaldo, Hagi gibi yıldızlardan dünya futboldunda pek kalmasa da şu anda oynayanlardan da en büyükleri yine bu takımdadır. Messi gibi, İniesta gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nou Camp'ın, yani Katalanların Mabedinin, hemen her maçta 90.000 seyirci ile dolması da Barcelona ruhundandır. Taraftar bilir. Takımı yalnız kalamaz. Kendisi de takımın parçasıdır ve takım ruhu onlarsız oluşturulamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolda her şeyden önce takım olacaksın. Kadronu, yönetimini, teknik kadronu kurmadan  önce ruhunu oluşturacaksın. Ruhun olursa her şeyin vardır demektir. Gerisi zaten gelir. Ruhu olmayan, sıradan futbolculara milyon avrolar harcayanlara duyrulur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-2162861410713273180?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/2162861410713273180/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=2162861410713273180' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2162861410713273180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2162861410713273180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/03/barcelona-olmak.html' title='Barcelona Olmak'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S6E69gWCKwI/AAAAAAAAADE/oGxQ2TtCNmA/s72-c/barcelona.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4236236122700948137</id><published>2010-03-11T12:03:00.000-08:00</published><updated>2010-03-11T12:25:14.697-08:00</updated><title type='text'>Roller ya da maskeler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S5lRoRL848I/AAAAAAAAAC8/EMlgV8lpe7g/s1600-h/maskeler1le.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S5lRoRL848I/AAAAAAAAAC8/EMlgV8lpe7g/s320/maskeler1le.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447474976531473346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta hepimiz şu ya da bu şekilde maskelerler yaşıyoruz."kendinizi sevdirmeye çalışmayın, sevilmeye bırakın" diye bir söz duymuştum bir yerlerde. O kadar doğru bir söz ki. Ama acaba hayatta kendimizi olduğumuz gibi bırakabiliyor muyuz? Pek öyle olmuyor. daha okul sıralarında rollerimiz biçilir üzerimize. Çalışkan bir öğrenciysen, her derste ve her konuda her zaman öyle olman gerekir. Asla, hiç bir zaman bir şeyi bilememe ve yalnış yapma lüksüne sahip olamazsın. Eğer iyi futbol oynuyorsan her zaman iyi futbol oynaman gerekir, her maçta, her şartta. her maçı kurtaracak, her zaman en çok koşacak, her zaman en çok golü atacaksın. &lt;br /&gt;Sonra büyürsün, roller her zaman hazırdır. Güçlü, metin, sakin biri olarak biliniyorsan artık ağlamak, sızlamak ya da başını bir arkadaşının omzuna yaslama şansın kalmamıştır. Sen o değilsindir artık. Sen süpermensindir. Eğer ofisin neşe kaynağı isen, her zaman neşe kaynağı olmalısın. Artık canın bir şeye sıkılamaz, bir şeylere kafan takılamaz. Herkesi neşelendirmek, espriler yapmak, takılmak senin görevindir. &lt;br /&gt;Maskeler, her ortamda farklı maskeler. Bazı ortamlarda neşeli bazı ortamalarda ciddi, bazı ortamlarda nüktedan....görev gibi üzerimize yapışan maskeler.Çıkarmalıyız hepimiz maskeleri ve ne isek o olmalıyız. &lt;br /&gt;"Göründüğümüz gibi olmamalıyız, olduğumuz gibi görünmeliyiz" Yoksa biz biz olamayız, ve biz kendimiz olmadan başkasının da olamayız. Kendimiz olamadan da mutlu olamayız. Çünkü hepimiz en sonunda kendimiz oluruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4236236122700948137?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4236236122700948137/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4236236122700948137' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4236236122700948137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4236236122700948137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/03/roller-ya-da-maskeler.html' title='Roller ya da maskeler'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S5lRoRL848I/AAAAAAAAAC8/EMlgV8lpe7g/s72-c/maskeler1le.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-1323401992060934021</id><published>2010-02-24T11:48:00.000-08:00</published><updated>2010-02-24T11:54:43.831-08:00</updated><title type='text'>Memleket İsterim</title><content type='html'>Memleket İsterim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket isterim&lt;br /&gt;Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;&lt;br /&gt;Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket isterim&lt;br /&gt;Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;&lt;br /&gt;Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket isterim&lt;br /&gt;Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;&lt;br /&gt;Kış günü herkesin evi barkı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket isterim&lt;br /&gt;Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;&lt;br /&gt;Olursa bir şikayet ölümden olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-1323401992060934021?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/1323401992060934021/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=1323401992060934021' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1323401992060934021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1323401992060934021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/02/memleket-isterim.html' title='Memleket İsterim'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4104706914500418503</id><published>2010-02-14T12:16:00.000-08:00</published><updated>2010-02-14T12:35:33.801-08:00</updated><title type='text'>Sevgililer Günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S3haZfmLaPI/AAAAAAAAAC0/1uL3ZH2nvHs/s1600-h/sevgililer_gunu3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 229px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S3haZfmLaPI/AAAAAAAAAC0/1uL3ZH2nvHs/s320/sevgililer_gunu3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438195944074733810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer Günü her yılın şubat ayında vatana ve millete,özellikle de erkeklere panik yaratan- esnafı saymıyorum- bir güzide günümüzdür. Oldum olası pek hoşlanmadığım bu St. Valentine gününde yaşananlar esasen tez konusu olacak derecede önemlidir. Bu kadar akademik bir açıdan olaya bakmayacağım. Bu tarz günler nedense yıl boyunca hiç bitmez. Tanışma günü, ilk çıkmaya başlama günü, evlilik yıldönümü, sevgililer günü gibi erkeklere eziyet olsun diye uydurulmuş günlerimiz fazlasıyla mevcuttur. Bu eziyet gün, her ne kadar biz erkekleri baysa da bir şey mecburen yapılacaksa zevk alınmaya çalışılması en mantıklı yoldur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim herkese tavsiyem bu günü çok mutluymuş gibi geçirmesidir. Kızlar zaten mutlular. Sözüm size erkek milleti. Heee aramızda bu günden zevk alan psikopatlar olabilir. Onları da anlayışla karşılayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4104706914500418503?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4104706914500418503/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4104706914500418503' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4104706914500418503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4104706914500418503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/02/sevgililer-gunu.html' title='Sevgililer Günü'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S3haZfmLaPI/AAAAAAAAAC0/1uL3ZH2nvHs/s72-c/sevgililer_gunu3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-6895531532208620224</id><published>2010-02-02T15:29:00.000-08:00</published><updated>2010-02-02T15:45:50.140-08:00</updated><title type='text'>Taçsız Kral Metin Oktay</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2i13EN322I/AAAAAAAAACs/TqP807d8mv4/s1600-h/metin_oktay__7_.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 206px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2i13EN322I/AAAAAAAAACs/TqP807d8mv4/s320/metin_oktay__7_.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433792908051864418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Şubat 1936'da, sadece Galatasaraylıların değil, tüm futbol severlerin en büyük olduğu konusunda hemfikir olduğu büyük futbolcu Metin Oktay doğdu. Biz talihsiz bir nesil olarak Metin Oktay'ı izlemek fırsatını yakalayamadık. Ama onun efsanesini izleyen, gören, bilen kişilerle konuştuk. Bunun mutluluğu bile bir başka. Metin Oktay'ı istatisliklerle anlatmak dünyanın en büyük dangalaklıklarındab biri olacağından hiç sayılara girmeyeceğim. O zaten en büyüktür, sayıların bunu teyit etmesine gerek yoktur. Metin Oktay'ı en iyi Ömer Madra'nın şu sözleri anlatıyor kanımca:" Metin Oktay yalnızca Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük golcüsü, en büyük santrforu, en büyük futbolcusu olmakla kalmayıp bu âlemin gelmiş geçmiş yegâne sahici efsanesidir ... Onun döneminin teknolojisi bugünle kıyaslanamayacak ölçüde geri olduğu için bu tek kişilik senfoni orkestrasının dev konseri bir video kaset olarak günümüze gelemedi ..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah !!! biz şanssızlar Metin Oktay'ı izleyemedik. Efsane, efsanedir ama, her koşulda. Onu efsane yapan sadece inanılmaz iyi futbolcu olması değildi. Onu centilmenliği, kişiliği, efendiliği, bir renge olan aşkı ve daha bir çok diğer özelliği büyük yapmıştı. Bir adam düşünün ki İzmir'den İstanbul'a gelirken "ya ben ya Galatasaray" diyen sevgilisinin eline nişan yüzüğünü vererek, Galatasaray daha vefalı desin, bir adam düşünün ki kendisine Fenerbahçe'nin 20 bin, Adalet takımının 10 bin, ve Galatasaray'ın 8 bin lira teklifleri arasından Galatasaray'ı seçsin ve bu seçimden sonra çocuklar gibi şendim desin, bir adam düşünün ki ondan sonra takımın altyapısında tam 18 tane Metin isimli genç olsun.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taçsız Kral Metin Oktay, senin gibi cimbom'luyu unutur mu bu taraftar!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-6895531532208620224?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/6895531532208620224/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=6895531532208620224' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6895531532208620224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6895531532208620224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/02/tacsz-kral-metin-oktay.html' title='Taçsız Kral Metin Oktay'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2i13EN322I/AAAAAAAAACs/TqP807d8mv4/s72-c/metin_oktay__7_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3317813615593327437</id><published>2010-01-31T14:00:00.000-08:00</published><updated>2010-01-31T14:37:07.830-08:00</updated><title type='text'>Anlamadın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2YF_4GEvAI/AAAAAAAAACk/5rTMWEWoH4Q/s1600-h/istanbul1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2YF_4GEvAI/AAAAAAAAACk/5rTMWEWoH4Q/s320/istanbul1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433036595416841218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anlamadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzeldi şehir,&lt;br /&gt;Hele manzara,&lt;br /&gt;Hele ay,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar başka,&lt;br /&gt;Deniz başka,&lt;br /&gt;Dalga sesleri bambaşka,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay-yıldız başka,&lt;br /&gt;Kırmızı başkaydı,&lt;br /&gt;Dalgalaması bambaşka,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışlarım başka,&lt;br /&gt;Kalbim başka,&lt;br /&gt;Ben bambaşkaydım,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3317813615593327437?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3317813615593327437/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3317813615593327437' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3317813615593327437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3317813615593327437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/01/anlamadn-guzeldi-sehir-hele-manzara.html' title='Anlamadın'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S2YF_4GEvAI/AAAAAAAAACk/5rTMWEWoH4Q/s72-c/istanbul1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4561193005406121442</id><published>2010-01-28T07:49:00.000-08:00</published><updated>2010-01-28T08:21:00.402-08:00</updated><title type='text'>Orhan Pamuk, Sanat, Trabzonspor'un Guiterrez transferi</title><content type='html'>Trabzonspor devre arasında Kolombiyalı futbolcu Guiterrez'i transfer etti. Trabzonspor'un futbolcu transfer etmesi kadar doğal bir şey yok. Bu transfer dünyanın öteki ucundan da olsa durum şaşırtıcı değil, zira artık dünya eskisinden çok ama çok daha küçük. Buraya kadar her şey gayet normal. Olayı ilginç hale getiren Guiterrez'in geldiği Deportiva Junior de Barranquilla'nın Trabzonsporlu yöneticiler ile yaptığı futbol dışı konuşma. Trabzonsporlu yöneticiler, Depotiva Junior takımının başkanın Orhan Pamuk'u tanımasının transferi kolaylaştırdığını söylediler. Evet inanılmaz bir şey ama gerçek. Dünyanın öteki ucuna bir transfer yapmaya gidiyorsunu ve başkanın sizin ülkenizin bir yazarına hayranlığı sizin transferi daha kolay yapmanızı sağlıyor. Sanatın gücü denen şey tamda bu olsa gerek. Milyonlarca dolarlık tanıtım fonlarının asla yapamayacağı tanıtımı bir yazarınız yapıyor. Trabzon ile Kolombiya arasında bir köprü kuruyor. Kültürleri, dilleri, yaşayışları vs...farklı olan insanlar ortak bir payda da buluşabiliyorlar. Simon Kuper'in de dediği gibi futbol asla futbol değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Orhan Pamuk'un ispanyol diline çevrilen eserlerinin ülkeye nasıl bir katkı yaptığı üzerine bir çalışma yapılmalıdır. "İstanbul ve Hatıralar" kitabı ispanyolcaya çevrildikten sonra İstanbul'a gelen ispanyol turist sayısındaki akılalmaz artışın nedenleri üzerinde hiç durulmasa da bunda Orhan Pamuk'un aslan payına sahip. Orhan Pamuk sayesinde ülkeye binlerce turist geldi, ekonomiye milyonlarca avroluk katkı yapıldı. Bu işin mali boyutu, bir de  kendimizi başka dünyalara tanıtabilmek ve anlatabilmenin verdiği bir boyut var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzonspor dedik, edebiyat dedik,sanat dedik, Kolombiya dedik, futbol dedik; ama bu yazı esasen sanatın ve edebiyatın gücünü algılayamayan, hayatı sadece madde de görenler için bir eleştiridir. Zira o çok tapılan ve hükümdar olan para dahi sanat ve edebiyata boyun eğiyor. Saygı ile iyi bir kitap karşısında zenginliğini döküyor. Yüzlerce fabrikanın aylarca uğraşarak ülkeye kazandırabileceği değerden çok daha fazlasını bir kitap sağlıyabiliyor. Anlaşılmasa bile saygı duyulmalı bazıları tarafından.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4561193005406121442?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4561193005406121442/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4561193005406121442' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4561193005406121442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4561193005406121442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/01/orhan-pamuk-sanat-trabzonsporun.html' title='Orhan Pamuk, Sanat, Trabzonspor&apos;un Guiterrez transferi'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-5052359865647731852</id><published>2010-01-24T11:27:00.000-08:00</published><updated>2010-01-24T11:51:23.588-08:00</updated><title type='text'>İstanbul ve Kar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1yhEVNsJSI/AAAAAAAAACc/bgnWmUKpIqM/s1600-h/LiveImages_Foto+Haber_%C4%B0stanbul%27dan+kar+manzaralar%C4%B1_01.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1yhEVNsJSI/AAAAAAAAACc/bgnWmUKpIqM/s320/LiveImages_Foto+Haber_%C4%B0stanbul%27dan+kar+manzaralar%C4%B1_01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430392346488087842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir şehre kar bundan daha fazla yakışamaz. Bir gelinlik bir gelinin üzerinde bundan daha güzel duramaz. Kar, adeta İstanbul'la büyük bir aşk yaşayan sevgilidir. İstanbul sevgiyle, aşkla, hayranlıkla kabullenir üstünü örten örtünün beyazlığını... Onca güzelliğini mahveden insanlara kızmadan, hala çok güzel olduğunu bilerek; ama bir yandan da çirkinliklerinin karların altında kalmasından memnun şefkatli sevgilisini izler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şehre yakışmaz kar bu kadar. Kar hiç bir şehre bu kadar ruhunu katmaz zira. Hiçbir şehirde kendisini böyle istekle beklemez. Öyle bir aşktır ki bu anlatılmaz. Bu büyülü atmosferin içinde yaşayan istanbululardan pek azı ne büyük bir lutfa mazhar olduklarının farkındadılar. Oysa sevgiliye "seni seviyorum" diyerek aşkını açmak iiçin bundan daha iyi bir zaman ve bundan daha iyi bir mekan bululnamaz. İstanbul'un silületinin altında, kar taneleri yavaş yavaş düşerken yanında duran ve içini hiç bir şeyin ısıtamayacağı kadar ısıtan varlığa sevdanı haykırmak için İstanbul yapacağını yapmıştır. Ve maalesef bu anlar çok azdır. Ay tutulması kadar nadir. Sadece şanslı çiftler bu büyülü atmosferi yakayabilirler, ve sadece daha şanslı olanlar bu büyülü atmosferde sevdalarını açarlar, ki İstanbul'un bu büyüsüyle yola çıkanlar asla mahzun olmazlar. İlalebet mutlu olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şehre bu kadar yakışamaz kar. Topkapı Sarayı'na karşı tepeden bakarken karlı bir İstanbul gecesinde bunu hissetmemek için kör olmak bile yetmez. Gönüllerin kör, kalplerin mühürlü olması gerekir. Öyle bir şeydir İstanbul'da kar. Kar taneleri adeta uhrevi bir hal alır. Omuzlarına, başlarına, ellerine düşer insanların ve büyüsünü verir. Ama sadece inananlara....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-5052359865647731852?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/5052359865647731852/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=5052359865647731852' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5052359865647731852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5052359865647731852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/01/istanbul-ve-kar.html' title='İstanbul ve Kar'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1yhEVNsJSI/AAAAAAAAACc/bgnWmUKpIqM/s72-c/LiveImages_Foto+Haber_%C4%B0stanbul%27dan+kar+manzaralar%C4%B1_01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7544956642442075061</id><published>2010-01-17T12:21:00.000-08:00</published><updated>2010-01-17T12:37:16.981-08:00</updated><title type='text'>Rupa &amp; The April Fishes</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1Nxd4JFJLI/AAAAAAAAACU/AmRQ1BAy8Tc/s1600-h/8.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1Nxd4JFJLI/AAAAAAAAACU/AmRQ1BAy8Tc/s320/8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427806734012196018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta çok az şey arkadaşlarınla iyi bir gece geçirmekten daha fazla zevk verir insana. Normal zamanlarda sevmediğin mekanlar, sevmediğin ortamlar, sevmediğin kalabalıklar bile insana hoş gelebilir. Çok fazla gürültülü ortamları sevmeyen-artık- bünyem Babylon'da canlı müzik yapan Rupa&amp;The April Fishes grubundan ziyadesiyle hoşnut kaldı. Cuma akşamı olmasından dolayı mekanın daha bir tenha olması bu hoşnutluğun ana sebeplerinden birisiydid aslıda ama bunu ön plana çıkartmak istemiyorum. Daha çok grubun farklı müzik tarzı ve arkadaşlarla beraber olmaktan kaynaklanan eğlenceli bir gece olduğunu söyleyebilirim. Fotoğrafta da görüldiğü gibi arkadaşlarımla beraber biraz koyvermiş vaziyette saatlerimizi geçirdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma akşamı, buz gibi bir hava olması Taksim'in boş olmasına sebep olmamıştı çok garip bir şekilde. Bazı mekanlarda oturacak yer bile yoktu. Eğlenceli gecemizin ayrıntılarına girmeden gecenin sonunda evlerimize dağaldığımızı söylemeden önce güzel İstanbul'umuzda saat 03.00'de minibüs bulunabildiğini ve minibüs'ün gündüzleri olduğu gibi tıka basa dolu olduğunu, minibüsün içindekilerin yarısının dut gibi, dörtte birinin çakırkeyif, kalanının da içmekten yeni ayılıp acıktıklarını söylemek isterim. Şahsımda, arkadaşlarımın Taksim'de kokoreç yeme teklifine yanaşmamalarından cihetle Maltepe'de çok daha kötü bir Kokoreççi de, kokoreç yemek zorunda kalmış ve o kokoreçi de bitirememiş, sonra gecenin bir vakti yürüme ihtiyacı hissedip cadde de yürümüş, sabahın o saatinde sokaklarda hiç kimsenin - benden başka- olmamasını fırsat bilen taksicilerimiz sokağın ortasına - gerçek anlamda ortasına- işemelerine şahit olmuş, eve bir yorgunluk ve şaşkınlıkla dönebilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel geceydi, güzel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7544956642442075061?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7544956642442075061/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7544956642442075061' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7544956642442075061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7544956642442075061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2010/01/rupa-april-fishes.html' title='Rupa &amp; The April Fishes'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/S1Nxd4JFJLI/AAAAAAAAACU/AmRQ1BAy8Tc/s72-c/8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-8482026708207260320</id><published>2009-08-06T04:04:00.000-07:00</published><updated>2009-08-06T04:19:54.999-07:00</updated><title type='text'>Hiroşima ve Nagazaki</title><content type='html'>Bugün 6 Ağustos 2009. Hiroşimaya bundan tam 65 yıl önce Dünya'nın ilk atom bombası atıldı. 3 gün sonra aynı kaderi Nagazaki de yaşayacak ve toplam 200.000 kadar masum insan hayatını kaybedecekti. Amerika Birleşik Devletleri hala bu olay dolayısıyla öz&lt;br /&gt;ür dilemedi. Dilemeye de niyeti yok zaten. Dünyada ki başka hiç bir devlet Nükleer silah kullanmamışken, bunu yapan tek ülke Irak'a nükleer silahlara sahip olduğu gerekçesiyle saldırıp bir milyon insanı öldürdü. Şimdi sıra belki başka ülkelerde...konuyu dağatmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiroşima ve Nagazaki dedik. Kendisinden yüzbinlerce kilometre uzakta ülkeye kendini koruma bahanesiyle giderek atom bombası atmak. Peki bugün bu olayı Japonlardan başka hatırlayan var mı? Hayır yok. Meclislerinde Türkler Önüne geleni kesti diyerek yasa tasarıları çıkaran ülkelerden tık yok. Nasıl olacaktı ki, ölen onlardan değil nasıl olsa. Ermeniler müslüman olsa o tasarılar meclisten değil, boşaltım organlarından dahi çıkmazdı ya neyse..ağzımızı daha fazla bozmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demiştik Hiroşima ve Nagazaki....20. yüzyılın en büyük vahşeti. Kimse ağzını açıp bir kelime etmiyor. Ne yazıkki insanlar bu onbinlerce yıllık gelişim serüvenlerinde hala ilk insanların kanunlarıyla yaşıyor. Güçlü isen haklısın. Amerika güçlü, o zaman sus. Türkiye zayıf, o zaman saldır. Eee zaten haçlıyız, bin yıllık politikamız. Bu konu aslında daha çok su kaldırır, ama mevzuyu acıyı iliklerine kadar hisseden insanların fotoğraflarına internette bir bakmanızı tavsiye ederek sonlandırıyorum. Google da Hiroşima ve nagazaki yazıp resim search yapmasız yeterli. Bir de alkışım var. Ulusal ve yerel basınımızda sivrisineklerin pislemesi üzerine bile yazı yazan köşe yazarlarımız bu konuda bir kelam etme gereği duymamışlar. TEbrikler ve alkışlar....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-8482026708207260320?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/8482026708207260320/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=8482026708207260320' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8482026708207260320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8482026708207260320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/08/hirosima-ve-nagazaki.html' title='Hiroşima ve Nagazaki'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-945383722641719810</id><published>2009-07-15T05:56:00.000-07:00</published><updated>2009-07-15T06:01:34.319-07:00</updated><title type='text'>Anlamadın ve lala baba</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Sl3S95IJChI/AAAAAAAAACM/x8wMei0pb-E/s1600-h/DSCF3379.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Sl3S95IJChI/AAAAAAAAACM/x8wMei0pb-E/s320/DSCF3379.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358671092389579282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzeldi şehir,&lt;br /&gt;Hele manzara,&lt;br /&gt;Hele ay,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar başka,&lt;br /&gt;Deniz başka,&lt;br /&gt;Dalga sesleri bambaşka,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay-yıldız başka,&lt;br /&gt;Kırmızı başkaydı,&lt;br /&gt;Dalgalaması bambaşka,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışlarım başka,&lt;br /&gt;Kalbim başka,&lt;br /&gt;Ben bambaşkaydım,&lt;br /&gt;Anlamadın, anlamadın….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-945383722641719810?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/945383722641719810/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=945383722641719810' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/945383722641719810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/945383722641719810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/07/anlamadn-ve-lala-baba.html' title='Anlamadın ve lala baba'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Sl3S95IJChI/AAAAAAAAACM/x8wMei0pb-E/s72-c/DSCF3379.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-2766032620024901095</id><published>2009-05-25T03:23:00.000-07:00</published><updated>2009-05-25T03:36:47.894-07:00</updated><title type='text'>Bu Bir Futbol yazısıdır</title><content type='html'>Dünkü Galatasaray Beşiktaş maçı bana "Futbol İlahı" kelimesini hatırlattı. Futbolda şans yoktur derler bazıları, bazıları da şansa inanırlar.Dün bir kez daha gördüm ki futbolda şans var. Futbol ilahları bazen bir takımın kazanmasını istiyor. Bir maçı ya da bir sezonu. Dün akşam Galatasaray tek kale oynadı neredeyse. Beşiktaş ilk golünü bir duran toptan ve Mehmet Topal'ın ayağından kazandı. Galatasaray'ın stoperinin ayağından. Sonra Galatasaray harika hazırlanmış ve harika bitirilmiş bir gol attı. Maçta gol pozisyonu dahil tek ciddi pozisyonu olmayan Beşiktaş diğer stoperi Emre Aşık'ın topu Yusuf'a çarptırması sonucu topu kaybetti. Daha doğrusu top Yusuf'un önüne düştü adeta. Yusuf topu sürdü ve kalecinin yanından ağlara göndermek istedi, ama top kaleci Orkun'a çarptı ve ne oldu biliyor musunuz - izleyenler biliyorlar - top tekrar Yusuf'un önüne düştü. Ve Yusuf golü yaptı. Kewell ve Baros gibi süper yıldızlar karşı karşıya 3 pozisyon harcadılar. Ama Beşiktaş işte böyle goller buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta işte böyle bir şey. Bazen çalışırsınız, koşturursunuz, didinirsiniz, uykusuz kalırsınız; ama olmaz. Hedeflerinize ulaşamazsınız. Bazen de oluruna bırakırsınız her şeyi. Bir yaprağın rüzgarda salınması gibi doğal yaşarsınız. Ve bir bakarsınız ki her şey yoluna girmiş. Hayat işte böyle bir şey. Artık şans mı dersiniz, Taktir-i İlahi mi dersiniz, başka bir şey mi dersiniz, orası size kalmış&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-2766032620024901095?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/2766032620024901095/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=2766032620024901095' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2766032620024901095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2766032620024901095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/05/bu-bir-futbol-yazsdr.html' title='Bu Bir Futbol yazısıdır'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7176396231965722729</id><published>2009-05-05T12:46:00.000-07:00</published><updated>2009-05-05T12:48:31.981-07:00</updated><title type='text'>Geç Kalmış bir ağıt</title><content type='html'>Muhsin Yazıcıoğlu’na….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’nun Yiğit Evladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Yiğit evladı Anadolu’nun;&lt;br /&gt;Kara kaşlı, Kara gözlü&lt;br /&gt;Elleri nasırlı,&lt;br /&gt;Gözleri buğulu Evladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yiğit Evladı Anadolu’nun;&lt;br /&gt;Memleketinin, yalçın Dağlarının,&lt;br /&gt;Kalabalık şehirlerinin&lt;br /&gt;Sevdalısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yiğit Evladı Anadolu’nun&lt;br /&gt;Hep ezilen&lt;br /&gt;Hep horlanan &lt;br /&gt;Evladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamayın Yiğitler&lt;br /&gt;Sevda türküleri de söylenir bu topraklarda&lt;br /&gt;Ağlamayın Yiğitler&lt;br /&gt;Güller de açar dağlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşüme Yiğit’im karlar altında&lt;br /&gt;Üzülme sakın&lt;br /&gt;Herkese nasip olmaz ölmek&lt;br /&gt;Sevdalısının kucağında&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7176396231965722729?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7176396231965722729/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7176396231965722729' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7176396231965722729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7176396231965722729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/05/gec-kalms-bir-agt.html' title='Geç Kalmış bir ağıt'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-301378256232143436</id><published>2009-03-09T14:37:00.000-07:00</published><updated>2009-03-09T14:53:36.451-07:00</updated><title type='text'>Ölüm var ya Ömer!!</title><content type='html'>Hepimizin bildiği bir rivayet vardır hani. Hz. Ömer kendisine her gün bir altın vermek karşılığında kendisine ölümü hatırlatacak birisini tutmuş. Adam hergün gelmiş: "Ölüm var ya Ömer" demiş.Altınını almış ve gitmiş. Gel zaman git zaman bir gün adam yine gelmiş. Hz. Ömer'e artık sana ölümü hatırlatmayacağım;bu son gelişim demiş. Hz Ömer nedenini sorunca:"Bak! saçına aklar düşmeye başladı" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçıma aklar düşeli bir kaç yıl oluyor. Ama ölüm aklımıza nedense hiç gelmiyor. Geçen hafta sonu üst üste iki gün mahalleden komşularımızın vefat etmesi bu konuda tekrar düşünmeme sebep oldu. O kadar dünya ile cebelleşiyoruz ki zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyoruz. Oysa işte bu dünyadan göçmenin sırası ve yaşı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir şeyi ertelememek gerektiğini fark ettim. Bazen ölüm düşüncesiyle başetmek sor olabilir. İnancı yüksek olanlar için bu böyledir. Mevlana gibiler için Şeb-i Aruz'dur. Ama bizim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum, ertelememek. Evet en önemli mesele. Yeni yerleri görmek için fırsat mı yakaladınız? Hiç kaçırmayın. Arkadaşın bir gün gelip hadi şuraya gidiyoruz mu dedi. Eğer fırsatınız varsa gidin. Yıllar önce yurt dışı gezisine çıkacaktım. Param çok rahat gezmeme izin vermeyeceği için biraz daha biriktirir, seneye daha rahat bir tatil yaparım dedim. Ama ne oldu? neredeyse 10 yıl oldu, ama ben hala o ülkeyi görmedim. Hayat kısa, ve bu dünyaya bir daha gelme şansımız yok. O yüzden ÜŞENMEYİN, ERTELEMEYİN, VAZGEÇMEYİN! kesin olarak daha mutlu olacaksınız. Unutmamalıyız ki insanlar yaptıları şeylerden değil; yapmadığı şeylerden esas olarak pişmanlık duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, ölüm var. Ama yaşam da var. Ölümümüzü programlama şansımız yok; ama hayatımızı nasıl yaşayacağımızı programlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse, yaşam var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-301378256232143436?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/301378256232143436/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=301378256232143436' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/301378256232143436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/301378256232143436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/03/olum-var-ya-omer.html' title='Ölüm var ya Ömer!!'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7604677166793074271</id><published>2009-01-20T05:33:00.000-08:00</published><updated>2009-01-20T05:56:45.610-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SXXS6F86S3I/AAAAAAAAACE/pKRdbEuRESs/s1600-h/sonbahar_film.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 293px; height: 259px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SXXS6F86S3I/AAAAAAAAACE/pKRdbEuRESs/s320/sonbahar_film.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293368832515787634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedendir bilmem en sevdiğim mevsimler hep Sonbahar ve Kış olagelmiştirlerdir. İnsanlar yaz gelse de tatil yapsak derler, ben de yine yaz geliyor diye dertlenirim. Sonbahar; arabesk değil ama melankolik bir film. Sosyalizm hayaliyle okul yıllarında eylemlere katılan Yusuf 10 yıl hapishanede kaldıktan sonra içeriden çıkar. Köyüne, Artvin'e döner. Ciğerleri iflas etmiştir cezaevinde, fazla yaşamayacağını bilir aslında ama doktora falan koşuşturmaz. Hayattan beklentisi de yoktur zaten Yusuf'un, ama Umut'suz da yaşanmaz hayatta hani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf bir Gürcü hayat kadınına tutulur Artvin'de, öyleki hayatta tutunacak dalı olmayan bir insanın cankurtaranı olmuştur sanki bu kız. Yusuf'a : Sanki bu dünyada yaşamıyorsun, Rus romanlarından çıkmış kahramanlar gibisin; seninle uzun bir yolculuğa çıkabilsek keşke" der. "Umut" dedik ya. Aşksız umutta olmaz esasen. Yusuf'ta Rus romanlarında ki kahramanların, belki Raskalnikoff'un da yapacağı gibi bir pasaport çıkarttırır. Güzel Gürcü kızla uzaklara bir yolculuğa çıkmak için... Ama nafile Gürcü güzel ağlıya ağlıya vatanına döner. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar, sonu mutlu bitmeyen bir film. Yusuf fazla yaşamaz, doğduğu topraklarda ölür. Memleketimde kim bilir kaç insanın yaşadığı bir hikayenin beyaz perdeye yansıması gibi geldi bana bu film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin bana bir çok şey çağrıştırsa da en çok Anadolu'nun yiğit analarını, vatanımın cennet köşelerini, dostluğun ne kadar nadir bir şey olduğunu, hayalleri ve gerçekleri anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiye ederim. Issız Adamlar Artvin'de daha ıssız olabiliyorlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7604677166793074271?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7604677166793074271/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7604677166793074271' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7604677166793074271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7604677166793074271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2009/01/nedendir-bilmem-en-sevdiim-mevsimler.html' title=''/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SXXS6F86S3I/AAAAAAAAACE/pKRdbEuRESs/s72-c/sonbahar_film.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-1626452785998807720</id><published>2008-12-24T13:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-24T14:02:11.308-08:00</updated><title type='text'>Ekonomik Kriz</title><content type='html'>1981'den bu güne o kadar çok kriz yaşandıki canım ülkemde, hangisinden bahsetsek roman olur. Askeri darbeler, Amerika'nın sağa sola saldırması, her mahalleden bir milyoner çıkarmak sevdası, ekonomik kalkınma planlanları, bir ülkenin Cumhurbaşkanı'nın aynı ülkenin Başbakanı'na Anayasa kitapçığı fırlatması, Başbakan'ın hastalığı......Tüm bunlar ve çok daha fazlası kriz yaratmaya fazlasıyla yetti. Biz hep krizlerle büyüdük yani. Şimdi ilk defa olarak bizi kendi içimizden kaynaklanmayan bir krizle karşı karşıyayız. Bizden kaynaklanmasa da bizi de haliyle çok ama çok kötü şekilde etkilediği her gün TV'lerde, gazetelerde bangır bangır anlatılıyor. İyi ama bu makro düzeyde ki sıkıntıları neden mikroda hiç bir şekilde göremiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi hiç kimse çıkıp ülkede mutlu azınlık var, sadece onlar etkilenmedi, diğerleri kan aplıyor edebiyatı yapmasın. Somut örneklerle durumu açıklayalım. Fakir yine fakir: zaten açlık sınırında yaşıyor. Onun için olabilecek en büyük şanssızlık işiden atılması olur. Bunun dışında krizden bile haberi olmaz. Zira kazandığı para zaten çok cüzidir. Bu kıt kanaat geçinen grup için durumda fazla bir değişiklik yok yani. En üst krem tabakadan zaten bahsetmek bile sitemiyorum. Bir çorbanın 20 YTL ye satıldığı lokantalarda yer bulamamaktan başka bir sıkıntıları yok çok şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asıl bahsetmek istediğim ülkenin büyük çoğunluğunu barındıran orta direk. Bu grupta fazla bir değişiklik olmadığını rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.Cumartesi akşamı BEyoğlu'nda bir tabak yemeğin 20 - 30 YTL civarında değiştiği bir mekanda yer ayırtmamıza rağmen biraz geciktiğimiz için yer bulamadık. Ertesi günün sabahı İstanbul'un mütavazi bir semtinde açık büfe kahvaltı yapmak için girdiğimiz mekanda-ki salonu oldukça büyüktü- yer bulamadık. 10 dakikalık bir beklemeden sonra garson lütfedip bize bir yer ayarladı. Taze simit ve çay ile 2 liraya yapabileceğiniz kahvaltı da bir seçenek iken, bunun yaklaşık 10 katını ödedik. Aynı gün kriz olduğu gerekçesiyle hergün başımın etini yiyip ağlayan bir iş sahibi tanıdığım geçenlerde aldığı PS3'ü için 100 YTL nin üzerinde bir para vererek yeni bir oyun alıyor. Bir başka arkadaşım yılbaşı için 170 YTL lik bir programa gitmek için bilet alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonları son aylarda duyduğunuz ekonomik laflarınu kafanızdan silip AVM leri bir gezin kriz mi var, yoksa başka bir şey mi var daha net görebilirsiniz. İyi krizler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-1626452785998807720?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/1626452785998807720/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=1626452785998807720' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1626452785998807720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1626452785998807720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/12/ekonomik-kriz.html' title='Ekonomik Kriz'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-2887681729289645126</id><published>2008-12-18T12:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-18T12:20:37.209-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SUqwX159NZI/AAAAAAAAAB8/9VdXbQn9pVQ/s1600-h/Seb-i-Arus-4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SUqwX159NZI/AAAAAAAAAB8/9VdXbQn9pVQ/s320/Seb-i-Arus-4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281227436698973586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın ne oluyor, can ne oluyor,&lt;br /&gt;inci, mercan da nedir&lt;br /&gt;bir sevgiliye harcanmadıktan,&lt;br /&gt;bir sevgiliye feda edilmedikten sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Mevlana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-2887681729289645126?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/2887681729289645126/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=2887681729289645126' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2887681729289645126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2887681729289645126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/12/altn-ne-oluyor-can-ne-oluyor-inci.html' title=''/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SUqwX159NZI/AAAAAAAAAB8/9VdXbQn9pVQ/s72-c/Seb-i-Arus-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3309270697872167444</id><published>2008-12-02T12:37:00.000-08:00</published><updated>2008-12-02T12:50:50.433-08:00</updated><title type='text'>Şehirdeki Yalnız Adam</title><content type='html'>Her sabah aynı saatte kalkıp aynı yollardan aynı işe gitmek bahtsızlığına mahkum insanoğlu...Her gün şehrin karmaşası ve debdebesi içinde yüzlerce, binlerce insan görüyor, hepsinin suratlarına bakıyor ve geçip gidiyoruz.Yapayalnız insanlar topluluğu bu şehir. Gerçekten kaç kişiyi yanımızda istiyoruz.Gerçekten kaç kişiyi seviyoruz. Gerçekten kaç kişi bizi seviyor. Gerçekten kaçımız sevdiğimiz işi yapıyoruz. Gerçekten kaçımız içimizden geldiği gibi - tamam - yaşayamadık; ama içimizden geldiği gibi davranabiliyoruz. En azından bir çılgınlık anında.... Sözgelimi kaçımız herkesten çok sevdiğimiz birilerini - örneğin annemizi, babamızı, karımızı ya da arkadaşımızı ve hatta köpeğimizi şöyle bağrımızı basıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızız, hemde çok....Kalabalıklar içinde yalnızız. Çarşamba günü saat 14.00 te canın sıkılıyor. İştesin ya da evdesin ya da sokaktasın; ama ölesiye canın sıkılıyor. Kim senin bir telefonunla yanına gelir ya da kime gidebilirsin? OOOO bir sürü arkadaşım var diyorsan. Bir günü bunu denemelisin. Eğer fikrin hala bir sürü arkadaşım var şeklinde ise, dünyanın en şanslı insanınsın demektir. Çünkü yalnızız koca kalabalıklar içinde."yalnızım dostlarım yalnız" derken İbo, en azından şarkısını okuyacak dostları varmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız ya da ıssız adamız...her neyse oyuz. Kahretsin ki "hayat böyle" demek kolaycılığına ve tevekkülünü kabul edebilmek insana acı veriyor. Eğer "hayat böyle" ise dostlar bize yalan söylemişler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3309270697872167444?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3309270697872167444/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3309270697872167444' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3309270697872167444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3309270697872167444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/12/ehirdeki-yalnz-adam.html' title='Şehirdeki Yalnız Adam'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4413907550272990350</id><published>2008-08-20T05:47:00.000-07:00</published><updated>2008-08-20T05:49:40.812-07:00</updated><title type='text'>Her Akşam Penceremin Önündeyim</title><content type='html'>Her Akşam Penceremin Önündeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Ilık ve serin bir rüzgar esiyor &lt;br /&gt;Sen geliyorsun aklıma &lt;br /&gt;O günler Geliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Uzaklarda Çamlıca Tepesi&lt;br /&gt;Eski heybeti yok&lt;br /&gt;Gökdelenler sanki şark çıbanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Bir insan seli var&lt;br /&gt;Yorgun, bezgin, mutsuz, umutsuz…&lt;br /&gt;Evlerine dönmedeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Güzel bir kız geçiyor sokaktan &lt;br /&gt;Kafası yerde, gözleri kederde&lt;br /&gt;Kimbilir hangi derdin düşüncesinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Ülkem sanki gözlerimin önünden geçiyor&lt;br /&gt;Genç, yaşlı, esmer, beyaz, kızıl…&lt;br /&gt;Hepsi de bizden, hepsi de sizden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;İçim parçalanıyor&lt;br /&gt;Yüzlerce yıllık özlem var&lt;br /&gt;Mutlu, şen, neşeli insanların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam penceremin önündeyim&lt;br /&gt;Ilık, serin bir rüzgar esiyor Istanbul akşamında&lt;br /&gt;Ve dolduruyor sanki seni içime&lt;br /&gt;Canım, Cananım, can kuşum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.08.08&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4413907550272990350?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4413907550272990350/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4413907550272990350' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4413907550272990350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4413907550272990350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/08/her-akam-penceremin-nndeyim.html' title='Her Akşam Penceremin Önündeyim'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-7101852946280041600</id><published>2008-08-18T23:29:00.000-07:00</published><updated>2008-08-19T00:12:20.066-07:00</updated><title type='text'>Eskişehir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SKppFJC3rOI/AAAAAAAAABM/tju6yKf6N_4/s1600-h/eskisehir_kis_manzarasi.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SKppFJC3rOI/AAAAAAAAABM/tju6yKf6N_4/s320/eskisehir_kis_manzarasi.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236113053819841762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Bu ülkede uzun süredir gitmediğiniz bir şehre, kasabaya, köye ya da mezraya gitmek insanın içinde tarifi zor duygular uyandırır. Gelişmiş veya az gelişmiş bir ülkede bu hissiyatı duymanız zordur. GElimiş ülkelerde on yıllar sonra yapılan gezilerde dahi sanki hiç bir şeyin değişmediğini düşünebilirsiniz. Zira şehirlerin bir havası ve ruhu vardır. Ve amaç bunu muhafaza etmektir. Lakin bizim güzel ülkemizde her bir kaç yılda bir her köşe başımızda yepyeni bir görünüş haiz olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Yıllar sonra Eskişehir'e bir düğün vesilesiyle tekrar gitmek kısmetini yakalayınca sanki makyajlanmış bir araba modeliyle karşılaşmış gibi hissettim. Yeni, yepyeni bir şeydi karşımdaki. Ama Taşhan gibi Papağan gibi güzellikleri yok etmeyen bir yenilik. Ati, Hülya ve ailesiyle daha da şenlenen gezim boyunca Osmanlı'dan kalma gibi duran Fırınlar, Amsterdam'ı kıskandıracak güzellikte caddeler, Doğu Avrupa kentlerinde görebileceğiniz hoş bayanlar ve daha birçokları....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-7101852946280041600?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/7101852946280041600/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=7101852946280041600' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7101852946280041600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/7101852946280041600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/08/eskiehir.html' title='Eskişehir'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/SKppFJC3rOI/AAAAAAAAABM/tju6yKf6N_4/s72-c/eskisehir_kis_manzarasi.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3975673360201447773</id><published>2008-06-12T00:58:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T02:04:53.900-07:00</updated><title type='text'>Endonezya'da 21 çocuk açlıktan öldü</title><content type='html'>Evet, yalnış görmüyorsunuz. 21.yüzyılda hala insanlar açlıktan ölüyorlar. Peki neden? Hiç savaşlar, emperyalizm, kıt kaynaklar, kuraklık gibi sebeplere hiç tüm suçu atmayalım. Açlıkla mücadele sadece sivil toplum kuruluşlarının, devletlerin, Birleşmiş Milletlerin bilmem kimin mi sorunudur. Büyük ozan Erkin Koray bir şarkısında şöyle diyor.&lt;br /&gt;" Ye babam ye kalmasın&lt;br /&gt;Fakir ekmekte almasın&lt;br /&gt;Dünyayı yesen doymazsın&lt;br /&gt;Gün ola harman ola"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün ola harman ola...Her akşam mangal yapmaya devam edelim ve her akşam 1 kilo eti mideye indirelim. Yanında salatası, aparatı, kolası ya da isteyene rakısı, olmadı birası da olsun. Sonra geğire geğire sodamızı da içelim. Hafta sonları alışveriş merkezlerini dolduralım, markasından bir kot pantolona 150 TL bayılalım. Ertesi gün giyip sokağa çıkalım, kirlenince de makineye atıp yıkayalım. Kuruyunca gidip bilmem kaç tane kot pantolonun olduğu dolaba koyup sırasının gelmesini bekleyelim. Akşamları  Starbucks'a, Mado Dondurma'ya, Gloria'ya bir yere gidelim. Tatlı üzeri kahveye Boğaz'da balık parası verip iyice rahatlayalım. Bir güneş gözlüğüne bir maaşımızı feda edelim gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Endonezya'da açlıktan ölen çocuklar için hiçbir yapmayalım. Ahhh! Aslında ne kadar da çok isterdik elde imkan olmasını ve o insanlara yardım etmeyi. Fakat! napalım zaten kıt kanaat geçiniyoruz, zaten dertler derya, napalım kuru maaşımız var, evsahibi de kirayı artırdı, yani eşşek batı çamura yan yattı....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban bayramında bir koyunu fakire fukaraya dağıtmaktan imtina eden, bir fakirin çocuğuna destek ver de vatana millete yararlı bir adam olsun dediğinde, senden imtina eden, kapısında el açana bir kuru ekmeği çok gören, komşusu aç iken 3 kişilk yemek yiyen ve horun horul uyuyan, borca harca batmış adamla selamı sabahı kesen; ama 20. kotuna para bulan, her akşam gezmelerde fink atan, durmadan araba alan, yani nefsinin hoşuna giden her şeyi yapabilen 21.yy insanıyız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan aranıyor !!!&lt;br /&gt;Kendisi 21.yy da görülmemiş olup hayatından şüphe edilmektedir.&lt;br /&gt;Görenlerin, duyanların, yerini bilenlerin insaniyet namına! insalara bildirmesi rica olunur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3975673360201447773?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3975673360201447773/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3975673360201447773' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3975673360201447773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3975673360201447773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/06/endonezyada-21-ocuk-alktan-ld.html' title='Endonezya&apos;da 21 çocuk açlıktan öldü'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-1513358323988679037</id><published>2008-04-17T01:00:00.000-07:00</published><updated>2008-04-17T02:06:09.442-07:00</updated><title type='text'>Hiç</title><content type='html'>Neyi kaybettik biz biliyor musunuz? Ahlağımızı...Artık ahlaksız bir topluluğuz biz. Ahh nerde o eski günler demiyeceğim, zira eskiden durum daha mı iyiydi dah mı kötüydü hiç bilmiyorum. Ama çok eskilerden de ahlaksızlığın olduğu kesin. Hiç geçmişi idealize etmenin alemi yok. Eğer geçmişte her şey mükemmel olsaydı Fuzuli 16 yy.da &lt;br /&gt;"Selam verdim almadılar&lt;br /&gt;Rüşvet değildir deyu deyu"   diye beyit yazmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddiyat ve cismaniyat ahlağın tersidir, düşmanıdır. Maddiyat ve cismaniyat hüküm sürmeye başladığında ahlak yok olmaya, yozlaşmaya mahkumdur. Maddiyat, günümüz dünyasının en büyük gücüdür ve çok az insanın karşı koyabiliecek gücü bulunmaktadır. İnsanlar paranın kölesi olmuş ya da oldurulmuştur. Kazanılan 1 liranın, bulunan 5 liradan çok daha değerli ve önemli olduğunu, insanın az yiyerek, az giyerek, az harcayarak yaşayabileceğini ama; şerefsiz, haysiyetsiz, alnında kara lekeyle yaşayamayacağını anlatacak insanlar kalmadı artık. Vahşi kapitilizmde nasıl ayakta kalınacağını anlatan ve devamlı survivor olmayı öğütleyen insanlar türedi etrafta. Her yol mübahtır. En tehlikeli fitne olarak bu cümle her yerde karşımıza çıkar oldu. Komşumuz açken tok yatabilir olduk artık. Ama bir şeyi anlayamadık. Aynı gemi içinde birileri pirzola yer, birileri aç kalırsa o gemi batar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-1513358323988679037?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/1513358323988679037/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=1513358323988679037' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1513358323988679037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1513358323988679037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/04/hi.html' title='Hiç'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-6989111293616004582</id><published>2008-03-13T01:16:00.000-07:00</published><updated>2008-03-13T01:29:42.894-07:00</updated><title type='text'>Çekip Gitmek</title><content type='html'>Modern şehir hayatının içinde yaşayan herkesten bu "çekip gideceğim bu şehirden" lafını defalarca duymuşsunuzdur. Benim de kullandığım, başkalarından da defalarca duyduğum bu lafın neden bu kadar çok kulağıma çalındığını her geçen gün daha iyi anlıyorum. En nihayetinde insanlar ne için yaşarlar hayatta? Mutlu olmak. Evet, esas sorun budur. Neden para peşinde koşar insanlar, neden ilişkiler peşinde koşarlar, neden güzel arabalara binmek isterler, neden deniz kenarında balık tutarlar, neden güneşin doğuşunu  izlerler, neden annelerinin kucaklarına uzanırlar, neden sabahın köründe kalkıp işe giderler.....neden, neden, neden.... Aslından nedenler aynıdır. Temel neden mutlu olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çekip gitmek isterken bulunduğumuz yerde mutlu olamayan insanlar olarak yeni bir yerde mutlu olacağımızı ya da en azından mutlu olma şansımız olduğunu düşünürüz. Hiç bir mutlu insan buralardan çekip gideceğim dememiştir. Sizin asla çekip gideceğim demeyenlerden olmanızı dilerin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-6989111293616004582?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/6989111293616004582/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=6989111293616004582' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6989111293616004582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6989111293616004582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/03/ekip-gitmek.html' title='Çekip Gitmek'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-8088279880007938906</id><published>2008-02-14T00:02:00.000-08:00</published><updated>2008-02-14T00:29:15.805-08:00</updated><title type='text'>Sevgililer Günü</title><content type='html'>Sevgililer Günü...&lt;br /&gt;Yok pardon Valentine's Day. O da kimse artık. Heralde bir Aziz falandır. Neyse konumuz neydi? Sevgililer Günü.  Sevgililer Günü'nün nasıl bir kapitalizm ürünü olduğu, aslında amacın tüketimi artırmak ve zenginleri daha da zengin etmek vs. üzerine sayfalarca şey söylenebilir. Ama bunlardan bahsetmek istemiyoroum. Yılda bir gün be kardeşim ne olur geyiğine de girmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü her ne kadar kapitalizme hizmet etse de böyle günlerin güzel ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Bazıları, insan sevdiğini yılda bir gün mü hatırlar. Hiç hatırlamasın zaten o zaman delikanlılığına da girse de söylediği laflara değil çevresindekiler kendisi dahi inanmıyordur. O yüzden paşa paşa gider hediyesini alır ve sevdiğinin yolunu tutar. Yüce Türk milleti erkeleri dışarda kazak görünmeye bayıldıkları için bu romantik tavırları dışa vuramazlar. "Evlendik romantizm bitti kardeşim, Babamların zamanında sevgililer günü mü vardı?, Sevgililer günü delikanlıyı bozar, Abi bırakın bu burjuva lafları...." gibi cümlelerle birbirlerini gazlamak suretiyle Sevgililer gününe olan tavırlarını dışavurumsal bir yöntemle dışavururlar. Oysa kazın öteki ayağı farklıdır. Hediye olayları zaten çözülmüş romantik ortam için çalışmalar yapılmıştır. Ama dışavurumsal yaklaşımları bir anda içselleşir. Hatta gizlileşir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsım bu tarz düşüncelerin sıkıntısına azlıkla düşmekle birlikte genel Türk erkeği yaklaşımına anlam verememiştir. Dolayısıyla şunları sizlere söylemeyi elzem buluyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"EY TÜRK GENÇLİĞİ VE KENDİNİ GENÇ HİSSEDENLERİ,&lt;br /&gt;SEVGİ YA DA AŞK O KADAR NADİR BULUNAN BİR ŞEYDİR Kİ YAKALARSANIZ ASLA BIRAKMAYIN&lt;br /&gt;SEVGİLİLER GÜNÜNDE SEVGİLİNİZE HEDİYE ALIN, DURMADAN ARAYIN, AKŞAM İÇİNDE ROMANTİK BİR ORTAM AYARLAYIN. HİÇ SAĞA SOLA BAKMAYIN. BİLİN Kİ HERKES SİZİNLE AYNI ŞEYLERİ DÜŞÜNÜYOR. BUGÜN SİHİRLİ İKİ SÖZCÜĞÜ SÖYLEMEKTEN KORKMAYIN"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililer gününe sevgilisiz girip de daha dün benim yaptığım gibi etrafa" Çok şükür bu sene de hediyeden yırttık. Ne eziyettir o kardeşim hediyesi var, yemeği var, romantizmi var; yok akşam maç var birde, o da bok olacak hiç yere.........." diyenlere hiç ama hiç kulak asmayın. Kendinizi bir Ferrari kullanırken yanınıza gelip size kafa tutan Doğan'a gülüp geçen insan olarak düşünün. Ve inanın bu böyledir. Sevmek ya da aşk, doğanın kanunudur. Hiç kimsenin karşı koyamayacağı; yerçekiminden, Büyük Ünlü Uyumundan, Suyun Kaldırma kuvettinden, e=mc2 vs...çok daha kuvvetli bir kanun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-8088279880007938906?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/8088279880007938906/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=8088279880007938906' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8088279880007938906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8088279880007938906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/02/sevgililer-gn.html' title='Sevgililer Günü'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-5475754514040752444</id><published>2008-02-11T23:33:00.000-08:00</published><updated>2008-02-11T23:54:37.554-08:00</updated><title type='text'>Facebook</title><content type='html'>Bu FACEBOOK illeti hakkında bir şeyler söylememek için çok direnmeme rağmen artık bu konunun elzemliği karşısında duramıyorum. Bir mesai gününde, mesai saatleri içinde o zaman İngiltere'de olan arkadaşım-ismini zikretmek istemiyorum- bana bir davetiye gönderdi. Arkadaşını ...sizi facebooka davet ediyor şeklinde bir davetiyeydi. Ulan bu Facebook'ta ne olaki dedim kendi kendime. O zaman şimdiki gibi memleket satıhlarını her köşesine sirayet etmiş bir Facebook salaklığı ortada yoktu. Bende diğer arkadaşlık siteleri gibi bununda üye olununca unutulanlardan olduğunu zanettimse de acı gerçekle yüzleşmem uzun sürmedi. İngiltere'deki arkadaşımın davetini "reject" etmek istemediğimden sağ baş parmağım ile mouseumu tıklayarak accept dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Matrix'te Morfues'un verdiği hapı yutup bambaşka alemlere giden Neo olmuştum. Her gün gelen onlarca mailin her birine bakmaya kalktığım ilk günlerde iş yerinde mesaimin büyük bölümü Facebook'ta harcadım. Sonra ne lan bu haliyeti ruhuyesiyle maillere hiç bakmadım. Sonra arkadaşlarımın" aaa Nihat sana funwall'dan, superwall'dan bir şeyler gönderdim baktın mı ?" akıllara ziyan sorularıyla haşrı neşr olmaya başladım. Birçokları, Facebook sayasinde çocukluk, ilkokul ya da başka yerlerde edindikleri ama uzun süredir göremedikleri arkadaşlarıyla görüşebildikleri için çok mutlu ooduklarını söylüyorlar. Peki ya sonra ???? yıllar sonra görüştüğün arkadaşınlar yapacağın en fazla bir iki lak lak ya da bir buluşmadır. Görüşeceğimiz, görüşmek istediğimiz insanlarla zaten görüşmüyor muyuz. Duyamadım. EVET mi ??.. Fazla söze ne hacet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bütün hayatını Facebook'ta teşir etme manyaklığına ne demeli...Hasta mısınız siz kardeşim? derler adama. ADam bakkala gitmiş onun bile fotoğraflarını koymuş. Günlük olarak hayat Facebook'ta....BBG manyaklığının çok daha tehlikeli uzantısı çünkü facebook'ta 3 - 5 kişi değil herkes gözler önünde. Gencecik kızlar şundan 5 yıl önce türk televizyonlarında rahatlıkla soft erotik kıvamda denilecbilecek pozlarını ifşa ediyorlar ve bunu garipsemiyorlar. Yok kardeşim yok...Bu facebook işinin de suyunu çıkarttık çok şükür Yüce Türk milleti olarak...Erkekler her zamanki gibi kız avcılığı için bir araç, bayanlarda nispeten aynı amaç ve ayrıca bir teşhircilik psikolojisi içinde kullanmaktalar bu siteyi..Kimse yok ne alakası var demesin. Aynaya bakıp bir düşünsün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılar sevgiler....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-5475754514040752444?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/5475754514040752444/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=5475754514040752444' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5475754514040752444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5475754514040752444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/02/facebook.html' title='Facebook'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3377940224658906213</id><published>2008-01-12T00:45:00.000-08:00</published><updated>2008-01-12T01:05:47.875-08:00</updated><title type='text'>20'li yaşların ortaları</title><content type='html'>Hayatı yaşayarak öğreniyor insan. Kim söylemiş hatırlamıyorum; ama şöyle bir laf etmiş birisi" Hayatı güzel yaşamak için ona sondan başlamak gerekir" Zaman zaman bu lafı söyleyen muhtemelen yaşlı adamın ne kadar haklı olduğunu düşünürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 li yaşlar başkadır. Artık çocuk değil, adam olunan yaşlardır. Arkadaşlıkların, dostlukların, aşkın, avareliklerin ve daha nice güzel şeyin ekmek kevgasına yenilmeye başladığı yıllardır. Bir zamanlar her gün hiç ayrılmadığın arkadaşlarınla artık ayda yılda bir görüşmeye başladığın yıllardır. Ve yazık ki o her ayda yılda bir görüşmede aslında olmayacağını bile bile, ama isteyerek "daha sık görüşelim" demektir. Yirmili yaşlar başkadır. Askerlik yapılmış, duvar aşılmıştır.Sıra iş ve aştadır. Onu kazanmalı ve çoluğa çocuğa karışmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk zamanlar insan kabullenmekte zorlanıyorsa da zamanla alışıyor bu hüzünlü gerçeğe. Yapacak bir şey yok. Doğanın kanunu bu diyor. Kabulleniyor. Sonra çil yavrusu gibi bir köşelere saçılmış arkadaşlar teker teker başlıyor evlenmeye...Yaşanan tarifsiz sevinçte bir nebze hüzünde vardır aslında ama ne fayda. Sonra kimi yolunu başka çiziyor: Kimi şehri, kimi ülkeyi terk ediyor. Kimi de genç yaşta hayatı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışıyor insan alışıyor...Ama zaman zaman gelen tramvalar istisna kabul ediliyor. Her görüşmeden sonra uzak bir yola gider gibi uğurlanıyor arkadaşlar, isteksizce. Özellikle İstanbul'da yağmur yağarken cam kenarından dışarı bakmamaya dikkat ediyorum. O zaman aklıma üşüşüyor bu hüzünlü düşünceler.Acaba mümkün değil mi diyorum yendien o eski günlere dönmek. Sonra kendi kendime sen iflah olmaz bir melankoliksin diyorum. Kim bilir belki de asıl sevdiğim ya da sevdiğimiz budur da farkında değilizdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3377940224658906213?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3377940224658906213/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3377940224658906213' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3377940224658906213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3377940224658906213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2008/01/20li-yalarn-ortalar.html' title='20&apos;li yaşların ortaları'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-313800243889011770</id><published>2007-12-14T07:30:00.000-08:00</published><updated>2007-12-14T07:41:38.743-08:00</updated><title type='text'>Giderken</title><content type='html'>"Hasret ile ölümü,&lt;br /&gt;bir teraziye koymuşlar;&lt;br /&gt;Hasret yarım kilo ağır gelmiş"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerde iken okumuştum bu cümleyi. Şimdi bana o kadar da anlamlı ve etkileyici gelmiyor. Ama gurbeti, hele askerlikte ki gurbeti çeken bilir. Sanki TSK orduya savaşacak gençler değil de şairler çağırmıştır. Herkes bir duygu yoğunluğundadır. Aziz Nesin'in de abarttığı kıvama gelmiştir anlayacağınız :"öyle bir millet ki üçünden dördü şair".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gün önce iki arkadaşımı ( Ozan ve Serhan ) askere göndermiş olmamız hasebiyle hem askerlik günlerim aklıma geldi hemde içimi garip bir gurbet hissi kapladı. Tüm gitmeler gelmek içindir. Evet doğrudur tüm gitmeler gelmek içindir. Ama aradaki koca zamanlar hep bir şeyler götürür insandan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-313800243889011770?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/313800243889011770/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=313800243889011770' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/313800243889011770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/313800243889011770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/12/giderken.html' title='Giderken'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3098486657403628948</id><published>2007-12-10T14:22:00.000-08:00</published><updated>2007-12-10T14:23:37.074-08:00</updated><title type='text'>Mahkumiyet Acıya</title><content type='html'>Mahkumiyet Acıya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat yok…&lt;br /&gt;Biz kabul etmesekte &lt;br /&gt;Devam etmekte gerçekler&lt;br /&gt;Ne kadar kaçtığının anlamı yok&lt;br /&gt;Kabul etmelisin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsfahan nere ?&lt;br /&gt;İstanbul nere ?&lt;br /&gt;Ha orda ha burda&lt;br /&gt;Fark eder mi canım…&lt;br /&gt;Yük  nasılsa sırtta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık bile boş gelir&lt;br /&gt;Her şey anlamsız&lt;br /&gt;Tamam koşturmacasındayız hayatın&lt;br /&gt;Ama geceler, geceler&lt;br /&gt;Uzun geceler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabul, tamam kaybettik&lt;br /&gt;Sökemezmiş çivi çiviyi&lt;br /&gt;Derinleştirirse ayrı..&lt;br /&gt;Artık kaçmak yok&lt;br /&gt;Acı çekmek serbest&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözler ama, yaralar kangren&lt;br /&gt;İnsan kaybetmeyi de bilmeli&lt;br /&gt;Kabullenmeyi de&lt;br /&gt;Kabul, unutmak yokmuş lugatte&lt;br /&gt;Acıya mahkummuşuz….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3098486657403628948?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3098486657403628948/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3098486657403628948' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3098486657403628948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3098486657403628948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/12/mahkumiyet-acya.html' title='Mahkumiyet Acıya'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-9056420057349493832</id><published>2007-11-30T23:31:00.000-08:00</published><updated>2007-11-30T23:49:09.650-08:00</updated><title type='text'>Anadolu'nun Anneleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/R1EO_67pUgI/AAAAAAAAABE/sYvFE5dGhKY/s1600-R/47787.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/R1EO_67pUgI/AAAAAAAAABE/ft6ZJsGUaVk/s320/47787.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5138905141120422402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Daha doğmadan babasını hastalık sonucu kaybeden, doğduktan sonra ise annesinin evi terk etmesi üzerine ortada kalan Mahzun ile iki kardeşine babannesi ile büyükbabası sahip çıkmıştı. Özürlü torununu kışın leğende, yazın ise sırtında okula götürüp getiriyor Hatice Nine"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ne yüce insanlarsınız. Nasıl engin, adanmışlığınız, insan sevginiz var. Allah size nasıl bir yürek bahşetmiş. Elleri, gözleri, ayakları bir değil bin defa öpülesi insanlar. Anadolu efsanesini yaratan gönül erleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80 yaşında sizi hala daha ayakta dimdik tutan nedir. Nedir kış günü kilometrelerce bir leğeni çekme gücünü veren şey. Nedir Anadolu'nun kombi, kazan, doğal gaz görmemiş köylerinde kış günü o yaşlı, yorgun vucuda soba yakma gücü veren....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirliler bilmez Ninem, anlat da öğrenelim. Bir düğmeyle ısınan evlerimzde kocaman ekranlarda filmler, maçlar izleyip homili gırtlak yiyip içip, altımızdaki arabalarla her yanı gezip sonra hala mutsuz, umutsuz, isteksiz,huzursuz olan bizlere anlat ki bilelim. Anlat anam anlat....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-9056420057349493832?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/9056420057349493832/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=9056420057349493832' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/9056420057349493832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/9056420057349493832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/11/anadolunun-anneleri.html' title='Anadolu&apos;nun Anneleri'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/R1EO_67pUgI/AAAAAAAAABE/ft6ZJsGUaVk/s72-c/47787.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-1039327593164112211</id><published>2007-11-29T00:16:00.000-08:00</published><updated>2007-11-29T00:31:14.847-08:00</updated><title type='text'>Hiç</title><content type='html'>"Ben ölürken elimde sarı bir gül ya da hiç...." Böyle başlıyordu sevdiğim şiirlerden biri. Allah'ın sevdiği kullarından mıyım yoksa tam tersi mi bilmem; evim de işimde mezarlığa bakıyor. Bazıları ev mezarlığa bakıyor diye, o evi almaktan vazgeçerler. Gülmeyin, gidin bir emlakçıyla konuşun. Benimse hiç bir sıkıntım olmamıştır bugüne kadar mezarlıklarla. Hatta mezarlıkların içinden geçerken garip bir iç huzuru duyarım. Mezarlıklardan korkanlara da bir anlam veremem. Bugüne kadar bir ölünün bir canlıya zarar verdiği görülmüş müdür acaba ? Hiç sanmam. Ya canlının canlıya yaptıkları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimden camimizin yanında ki mezarlığa bakarken aslında ibret alınacak ne de çok şey var diye düşünürüm. Savaşlar, kavgalar, ihtiraslar, yalanlar, dolanlar, vahşetler...ve daha nice kötülükler olur yeryüzünde. Bazıları çok büyür, katlar hanlar hamamlar sahibi olur. Bazısı bir tas çorbaya hasrettir. Ama doğanın kanunu her iki taraf içinde aynıdır. Necip Fazıl'ın da dediği gibi "Her nakışta o mana; Öleceğiz ne çare."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki mezar ziyaretinizde sadece Fatiha okumayın. Durun, mezar taşlarına bakın ve dinleyin. Emin olun size çok şey anlatacaklar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-1039327593164112211?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/1039327593164112211/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=1039327593164112211' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1039327593164112211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/1039327593164112211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/11/hi.html' title='Hiç'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-5081858855189887905</id><published>2007-10-02T07:47:00.000-07:00</published><updated>2007-10-02T07:59:47.134-07:00</updated><title type='text'>Bir Şarkının Hatırlattıkları</title><content type='html'>Yıl 1997 olmalı...Müdür Müavinimiz Füsun Ersoy. Önde gelen arızalardan yani..Derse yeni başlamıştıkki içeriye her zamanki alev saçan gözleriyle Füsun Hoca girdi. Okulun resmi renginin dışında yelek, kazak vs. giyenler inanılmaz bir el çabukluğuyla üzerlerindekileri çıkardılar. Hocamız tek tek bizleri süzerken gözleri bana takıldı. "Git traş ol" emrine karşılık "Ama Hocam..." ile başlayan cümlem yarım kaldı. Ve Almancı tayfasından İbrahim'le beraber yatılıya gidip traş olmak hazırlıklarına başladık. Füsun Hoca'nın 5 dakika sonra buradasınız lafı sanki başkasına söylenmişti. Zira hiç ama hiç üzerimize alınmamıştık. Yavaş yavaş traş olurken İbrahim gördüğüm en eski kasetçalarlardan birine bir kaser koydu. Ve arkadan "Kaybetsem bile her şeyi, bu aşkı yırtar giderim...." tınısı duyuldu. Ve bir şarkı işte bunları hatırlattı. Tam 10 yıl öncesinden bir yarım saat...Bu günleri çok özlersiniz derlerdi de inanmazdık. Evet o günleri çok özlüyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-5081858855189887905?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/5081858855189887905/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=5081858855189887905' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5081858855189887905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5081858855189887905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/10/bir-arknn-hatrlattklar.html' title='Bir Şarkının Hatırlattıkları'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-9003060553700881663</id><published>2007-09-15T03:28:00.000-07:00</published><updated>2007-09-15T03:41:03.000-07:00</updated><title type='text'>Ramazan 1</title><content type='html'>Ramazanlar...&lt;br /&gt;Çocukluğum en güzek günleri, &lt;br /&gt;Aylarca gelmesini beklediğim tek ay, &lt;br /&gt;Anneme geceleri sahura kaldırmak için yalvardığım ay&lt;br /&gt;Hurmanın ve pidenin adeta uhrevileştiği ay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki gökten bir el iner ve her şeyi değiştirirdi ramazanlarda. O muhabbet, o dostluk, o anlayışki her zaman olmasını dilerdim anlatılmaz güzellikteydi. Anneler bir başka özenle hazırlarlardı yemeklerini, babalar bir başka dönerdi eve. Açlar tok, toklar açlığı bilirdi. Dostlar ve akrabalara iftara gidilirdi. Bİn aydan hayırlı geceler yaşanırdı. Üstelik hakkıyla. HAk'ın isteği gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazanlar,ayların sultanıdır. Sadece aç kalmak olarak görürsek eğer, asıl güzelliği görememişiz demektir. Asıl güzelliği görmek için ötesine bakmalıyız eşyanın. O da bizim gönlümüze bakar. Orayla bakan, orayla görür. O zaman ramazanlar ramazan olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-9003060553700881663?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/9003060553700881663/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=9003060553700881663' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/9003060553700881663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/9003060553700881663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/09/ramazan-1.html' title='Ramazan 1'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4631904351132751470</id><published>2007-08-27T02:24:00.001-07:00</published><updated>2007-08-27T02:55:06.726-07:00</updated><title type='text'>Nikahlar, düğünler ve Hatırlattıkları</title><content type='html'>İnsanoğlunun ne kadar garip bir yaratık olduğunu her geçen gün daha net bir şekilde görüyorum. Çoğo zaman bu bana öyle bir melankoli veriyorki, keşke olayları bu kadar fazla gözlemlemesem ve düşünmesem diyorum. Ama nafile virüs damarlarınızda dolaşmaya başladıysa artık hiç bir ilaç sizi tedavi edemez.&lt;br /&gt;Yıllarını beraber geçiren insanların daha sonra bir anda kopmaları ve çok öenmli günlerde dahi bir araya gelmemeleri beni her zaman hüzünlendirmiştir. Belki; benim hassaslığım, benim düşünceliliğim ileri düzeydedir. Normal olan ben değil, başkalarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz onlarca nikaha katıldım. Bazılarına da katılamadım. Tabiri caizse bilmem neyimiz bir zamanlar ayrı dereye gitmeyen çocukluk arkadaşlarımdan biri beni nikahına davet etmedi. Yine geçen gün gittiğim bir nikahta, üniversite yıllarımız beraber geçen onlarca arkadaştan sadece 4 tanesi hazır durumdaydı.Üzücüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu konuda sayfalarca yazılar yazılabilecekse de, bana hüzün verdiği için daha fazla yazmak istemiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4631904351132751470?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4631904351132751470/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4631904351132751470' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4631904351132751470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4631904351132751470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/08/nikahlar-dnler-ve-hatrlattklar_27.html' title='Nikahlar, düğünler ve Hatırlattıkları'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-696911872291073075</id><published>2007-07-30T05:00:00.000-07:00</published><updated>2007-07-30T05:34:02.757-07:00</updated><title type='text'>Erkek Milletine Reva Görülen Pazar İşkencesi</title><content type='html'>Aslında bu yazının üst tarafına dün akşam saatlerinde İstanbul'daki büyük alışveriş merkezlerinin birindeki bir mağazada alışveriş yapan karısına çaresizlik,kızgınlık,yılgınlık,yenilgi,sıkılma ve tevekkül içinde bakan adamın fotoğrafını çekip koyabilseydim bu satırları yazmak için zaman harcamama hiç gerek kalmazdı.Ama maalesef yanımda fotoğraf makinem yoktu. Ayrıca mağaza fotoğraf çekmek için hiç de uygun değildi. Oysa Bir an için mağaza içinde herkesi dondurup fotoğraflarını çekmek harika olurdu. Zavallı erkeklerin karılarından çektiği eziyet bir nebze olsun anlatılabilirdi belki. Hafta sonları ayaklarını uzatarak bir maç izlememleri kendilerine reva görülmeyen bu zavallı millet, mağazalarda karılarının peşinde o dükkan senin bu dükkan benim gezer, çocuk arabalarını sürer, zırıldayan çocuklarlarla ilgilenirler. Tüm bu süreçte kadınlarımız avına atlamak için hazırlanmış yırtıcı kaplanlar gibi mağazalara etrafı süzerler. Maddi gücü kısıtlı erkeklerimizin ekonomik durumlarının çöküntü içinde olması karşı taraf tarafından fazla dikkatte alınmaz. Saatler sürer bu eziyet. Maaşın iyi ihtimalle dörtte biri tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır. Erkek yorulmuştur.Bedenen ve ruhen bitmiştir. Aklında sarsılan ekonomisini nasıl düzelteceği vardır. Ama bu şöyle güzel bir yemek yeme isteğini kırmaz. Fikrini açıklamasıyla eşinin akıllara ziyan yanıtı gecikmez " Ne gerek var para harcamaya, evde yeriz" Erkek sarsılmıştır, biraz önce bir ayakkabıya verdiği yüz küsür ytl aklına gelir; ama imanı gibi bir tevekkül içindedir. Sabrı Hz. Eyüp'ü kıskandıracak derecede engindir. Evde şanslıysa karpuz peynir yiyeceğini bilir. Susar. "Tamam" diyebilir belli belirsiz.&lt;br /&gt;En azından akşam maç izlerim der kendi kendine. İçine yavaş yavaş bir mutluluk yayılır. Yan komşuyu da çağırırım diye düşünür. Ağzı kulaklarına daha da yaklaşmıştır. Tüm yorgunluğunu bitkinliğini unutmuştur. Arkadan, derinden bir ses duyulur " Aşkım akşam güzel bir aşk filmi var. Onu izleriz değil mi ?" . O an kulaklarda İbo'dan " Allah'ım neydi günahım" nakaratı vardır.&lt;br /&gt;Nazım Kadınlarımızı anlatmıştır bir şiirinde. Şöyle bir şey diyordu bir yerinde şiirin :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen&lt;br /&gt;ve soframızdaki yeri&lt;br /&gt;öküzümüzden sonra gelen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Anadolu'nun kadınlarını anlatmıştır bu şiirnde. Herkes üzerine almasın. Hipermarket kadınları için şiir yazacak başka Nazım'lar gerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-696911872291073075?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/696911872291073075/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=696911872291073075' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/696911872291073075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/696911872291073075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/07/erkek-milletine-reva-grlen-pazar.html' title='Erkek Milletine Reva Görülen Pazar İşkencesi'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-6111358367321781949</id><published>2007-07-15T12:52:00.000-07:00</published><updated>2007-07-15T13:11:59.560-07:00</updated><title type='text'>Şehir ve Çocukluğum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rpp70CBrpII/AAAAAAAAAA0/fIsX90HM4bo/s1600-h/DSCF0986.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rpp70CBrpII/AAAAAAAAAA0/fIsX90HM4bo/s320/DSCF0986.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087514862895735938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rpp70CBrpII/AAAAAAAAAA0/fIsX90HM4bo/s1600-h/DSCF0986.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rpp70CBrpII/AAAAAAAAAA0/fIsX90HM4bo/s320/DSCF0986.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087514862895735938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirde yaşayan her çocuk gibi bende hasret büyüdüm parklara, bahçelere, sahalara ve daha bir çok şeye.... Yüzlerce çocuktuk. Anadolu'nun dört köşesinden gelmiştik. Parkımız yoktu, bahçemiz de yoktu. Ama sokaklar bizimdi arabaların olduğu kadar. Zaman zaman arabalar varlığımızdan rahatsız olurdu. Bazılarımıza araba çarptı, bazılarımızın üzerinden geçti. Benim de ayağımız üzerinden geçmişti bir taksitçi...unutamam.&lt;br /&gt;Futbol en favori oyunumuzda. Bazen sorarlar neden herkes futbolla ilgileniyor sanki başka spor yokmuş gibi diye...Bilmezler ki futbol fakir oyunudur. Tek lazım olan kale yapacak taşlar ve top olarak kullanılacak bir kutu, taş ya da onun gibi bir şeydir. Şehirdeydik ve çocuktuk. Sokak aralarında oynuyoruk. Başka yerimiz yoktu. Bazen İdris  Amca bazen de Serkis Amca kızarlar bas bas bağırarak bizi kovarlardı. Ama biz en fazla 5 dk ara verirdik. Yıllar yıllar geçti o günlerin üzerinden korkarım şehir çocukların için hala hoyrat hala katı duruyor. Belki biz daha bile şanslıydık. Bir incir ağaçlı bahçemiz vardı. Artık o da yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-6111358367321781949?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/6111358367321781949/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=6111358367321781949' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6111358367321781949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6111358367321781949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/07/ehir-ve-ocukluum.html' title='Şehir ve Çocukluğum'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rpp70CBrpII/AAAAAAAAAA0/fIsX90HM4bo/s72-c/DSCF0986.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-759048501007389153</id><published>2007-07-08T23:18:00.000-07:00</published><updated>2007-07-08T23:28:51.341-07:00</updated><title type='text'>Pazartesi Sendromu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RpHT5a3I5JI/AAAAAAAAAAs/qAkI3PgulXY/s1600-h/pazartesi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RpHT5a3I5JI/AAAAAAAAAAs/qAkI3PgulXY/s320/pazartesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5085078437694596242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazatesiler...PAzartesiler...Ömrümü yediler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-759048501007389153?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/759048501007389153/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=759048501007389153' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/759048501007389153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/759048501007389153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/07/pazartesi-sendromu.html' title='Pazartesi Sendromu'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RpHT5a3I5JI/AAAAAAAAAAs/qAkI3PgulXY/s72-c/pazartesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-2422975839511130641</id><published>2007-07-02T01:26:00.000-07:00</published><updated>2007-07-02T01:38:36.224-07:00</updated><title type='text'>Moda üzerine</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Roi3Ia3I5II/AAAAAAAAAAk/nN0e56DpDPM/s1600-h/moda_04_05_imagen_del_proyecto_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Roi3Ia3I5II/AAAAAAAAAAk/nN0e56DpDPM/s320/moda_04_05_imagen_del_proyecto_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5082513534765032578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kadının giyebileceği en güzel giysi, sevdiği erkeğin kollarıdır. Ben öyle bir mutluluğa ulaşamayanlar için moda yapıyorum..."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yves St. Laurent&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözün üzerine daha fazla konuşmak belki de anlamsız...Hayatını,ününü,parasını,yukarıdaki cümlenin dikkate alınmasını "moda" ya borçlu olan birisi açık yüreklilikle moda hakkında ne düşündüğünü söylüyor. Ama önemli olan bunu hayatının anlamını, elbise üzerine kuranların görmesidir. Bir erkeğe ya da kadına sevilen birinin kollarından daha güzel bir elbise olamaycağını öğreten modacı - ama bana göre filozof- kişiye teşekkürler.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-2422975839511130641?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/2422975839511130641/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=2422975839511130641' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2422975839511130641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2422975839511130641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/07/moda-zerine.html' title='Moda üzerine'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Roi3Ia3I5II/AAAAAAAAAAk/nN0e56DpDPM/s72-c/moda_04_05_imagen_del_proyecto_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-5018637514798163238</id><published>2007-06-26T01:08:00.000-07:00</published><updated>2007-06-26T01:26:07.204-07:00</updated><title type='text'>Sarı - kırmızı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RoDNgxhcWfI/AAAAAAAAAAc/JCkXS7tkSg8/s1600-h/galatasaray%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RoDNgxhcWfI/AAAAAAAAAAc/JCkXS7tkSg8/s320/galatasaray%5B1%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5080286342607034866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Neden takım tutarız ki biz ? İşimize gücümüze baksak ya...Sanki bize ekmek veriyor tuttuğumuz takımlar! 22 kişi bir topun peşinde koşuyorlar. Ne anlıyoruz ki biz bu işten. Oysa kız arkadaşımıza daha fazla zaman ayırmalıyız, babamızın ya da annemizin bize verdiği görevleri savsaklamamalıyız, kendimizi geliştirecek aktiviteleri takip etmeliyiz......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz aslında yukarıda yazanları yapmak var iken neden kışın zemheri soğuğunda kilometrelerce yol tepip stada maç izlemeye gidiyoruz. Neden cebimizdeki üç beş kuruşu stad gişesinde bırakıyoruz ya da Digitürk'e aktarıyoruz. Ne kadar anlatsam boş....ne kadar söylesem boş...bazıları anlamayacaktır yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha okula dahi gitmiyorken taşlarla sokaklarda top oynamanın nasıl bir zevk olduğunu, neredeyse arkadaşlarımın yarısını futbol sayesinde tanıdığımı, futbol sayesinde sağlıklı bir fiziksel yapım olduğunu, güven kazandığımı, estetik yeteneğimin geliştiğini, takım ruhunu, bir iş yapmanın hazını, yenmeyi, yenilmeyi öğrendiğimi anlatsamda fark etmez....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir takım tutmanın ne demek olduğunu bilen bilir ancak. Kopenag'ta Popescu 4. penaltıyı ağlara gönderdiğinde UEFA kupası Sarı - Kırmızı ve aslında daha çok kırmızı - beyaz ellerle bütünlüştüğünde gözlerden süzülen yaşların nasıl bir şey olduğunu bilen bilir. Arkadaşlarla evde tribün yapıp bir maç seyretmenin tadını anlatmak olanaksızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yinede siz sevmeyin bu ayaktopunu güzelliğini göremiyorsanız eğer...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-5018637514798163238?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/5018637514798163238/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=5018637514798163238' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5018637514798163238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/5018637514798163238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/06/sar-krmz.html' title='Sarı - kırmızı'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/RoDNgxhcWfI/AAAAAAAAAAc/JCkXS7tkSg8/s72-c/galatasaray%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-2112680634676460291</id><published>2007-06-22T02:03:00.000-07:00</published><updated>2007-06-22T02:04:08.096-07:00</updated><title type='text'>Yaz</title><content type='html'>Yaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz mevsimini oldum olası sevmem. İstanbul'lu için eziyettir yaz mevsimleri...Peki neden diye soranlar ve yazın güzelliklerini sayan arkadaşlar olabilir. Mesela ne güzel dondurma yiyoruz denilebilirse de dondurmanın pek de sağlıklı bir besin olmadığı ayrıca kışın da yenilebildiğini ama bunun Akdenizlilerce pek tercih edilmediği söylenebilir. Günübirlik havuza, pikniğe, parka, bahçeye, ormana gideriz; ne güzel diyenler olabilir, bende derim ki O eski Türk filmlerinde kaldı. İstanbul'da sayfiye yeri bulmak Deniz Baykal'ı CHP'den uzaklaştırmaktan daha zor. Siz anlayın durumu yani. Yazın şort, terlik, tişört giyiyoruz kardeşim diyebilrsiniz. Bende yunan heykeli gibi vücuda sahip türk erkeklerinin, afrodit gibi türk kadınlarının (!) bu nispeten vücudu gösteren yazlık kıyafetler içinde sergiledikleri şairane görüntülerden bahsederim: selülitler,kıllı bacaklar,kraliça ana göğüsler....falanlar filanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhassıl kelam yaz demek eziyet demektir bu şehirde....arabada sıcaktan pişersin,klimayı açsan ya o hasta eder ya da benzin parası, vıcık vıcık terlersin her akşam duş alırsın, - su bulursan tabi bu kuraklıkta- eş dost Bodrum'a, Antalya'ya gider sen eve gidersin terlersin.....bu liste o kadar uzayabilirki akıllara zarar bir hal alır. O yüzden burda kesiyorum. İyi yazlar arkadaşlar.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-2112680634676460291?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/2112680634676460291/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=2112680634676460291' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2112680634676460291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/2112680634676460291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/06/yaz_22.html' title='Yaz'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-3064769564800367783</id><published>2007-06-21T05:10:00.000-07:00</published><updated>2007-06-21T05:31:42.450-07:00</updated><title type='text'>Şehrin Köşeleri</title><content type='html'>Geçenlerde Nişantaşında'ydım. Genelde benim yaşıtlarımın yaptığı gibi Kırıntı'da ya da ismini bilmediğim diğer yiyecek - içecek mekanlarında takılmak için değil tabiki...Çalışmak için oradaydım. Memleketin ekonomisini ayakta tutacak bazı insanlar lazım değil mi ? Akşamüstü çalışmaktan bıkan yorgun vücudum Nişantaşı sokaklarında dolaşmaya başladı. Sadece yürüyordum, düşünmeden yürüyordum. Etrafımdan geçen insanlar bana uzak bir ülkede olduğum izlenimi veriyorlardı. Hatta sokaklar, binalar, mağazalar ve vitrinleri beni rahatsız edecek kadar yabancıydılar. Bu duygu Cadde de zaman zaman üzerime çökerdi ama o akşamüstü karabasan her zamankinden daha güçlüydü.&lt;br /&gt;       Yolda yürümeyi bıraktım. Nişantaşı parkının üst tarafından Beşiktaş'a doğru baktım. İçimi ilkbahar akşamlarının hafif serin rüzgarı ürpertti. Önümden geçen 16 - 17 yaşındaki gençlere baktım. Sonra Allaha şükrettim. İyiki dedim şehrin arka sokaklarında büyüdüm. Gerçek insanlar, gerçek hayatlar gördüm. Gerçek arkadaşlarım oldu. 26 yıllık hayatımda 16 yıllık dostlarım oldu. Nişantaşı, cadde ; marka elbiseler ve arabalar mı yoksa gerçek dostlar mı ??karar bizim için bellidir. Hayatının belli dönemlerinde sadece bir dondurma alacak dahi parası olmayan bir insanın daha sonra ufak şeylerden mutlu olmasından daha normal ne olabilir ki ?? Peki reşit olmayan BEBEKLERE tek seferde binlerce liralık hesaplar ödeyecek para ve yüzbinlerce liralık araba alanlar sizce bu insanları ilerde ne mutlu edebilir.&lt;br /&gt;            Maddiyat ve cismaniyet hüküm sürmede İstanbul 'un bazı tepelerinde, bazılarınıdaysa maneviyat. Aşk, alınteri, sevgi, saygı, aile, vatan vs. hala kutsal bazı köşelerinde şehrin. O köşelerki kalbidir bir ülkenin. Nişantaşı'da, Bebek'te, Boğaz'da, Cadde'de ya da yurdum topraklarında oturmayan bazı "fake" entellektüller şehrin köşelerinde yaşayan bu insanları pijama -atlet giyip sokağa çıkan çapulcular olarak görsede. sahibidir ve bekçisidir bu toprakların kenar mahalle insanları............&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-3064769564800367783?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/3064769564800367783/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=3064769564800367783' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3064769564800367783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/3064769564800367783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/06/ehrin-keleri.html' title='Şehrin Köşeleri'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-628721097401776837</id><published>2007-06-17T23:41:00.000-07:00</published><updated>2007-06-17T23:46:41.366-07:00</updated><title type='text'>Doğumunun 800. Yılında Mevlânâ ve Evrensel Çağrısı</title><content type='html'>"&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; font-family: arial;"&gt;Dalı öncesizliktedir aşkın, kökü sonrasızlıkta &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; font-family: arial;"&gt;Şu ululuk akla,mantığa yaraşır değil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; font-family: arial;"&gt;Yok ol varlığından geç, varlığın cinayettir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; font-family: arial;"&gt;Aşk doğru yolu buluştan başka bir şey değil&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;Ben şâir değilim, şâirlikten de geçimimi sağlamıyorum&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;Faziletten de söz etmem, onun derdini de çekmem&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;Faziletim, hünerim bir aşk kadehinden ibâret&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;font-family:Tahoma;font-size:130%;"  &gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 9pt;"&gt;onu da ancak sevgilinin elinden içerim, başkasından kabul etmem.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Celaleddin Rumi -Mevlana-&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-628721097401776837?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/628721097401776837/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=628721097401776837' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/628721097401776837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/628721097401776837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/06/doumunun-800-ylnda-mevln-ve-evrensel.html' title='Doğumunun 800. Yılında Mevlânâ ve Evrensel Çağrısı'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-4312236462163500855</id><published>2007-06-04T01:03:00.000-07:00</published><updated>2007-06-04T01:08:51.713-07:00</updated><title type='text'>SEVDAN BENİ</title><content type='html'>&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; SEVDAN BENİ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Terketmedi sevdan  beni, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Aç kaldım, susuz  kaldım, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0); text-align: left;"&gt;Hayın, karanlıktı  gece, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Can garip, can  suskun, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Can paramparça... &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Ve ellerim,  kelepçede, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Tütünsüz, uykusuz  kaldım, &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; font-family: verdana; font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Terketmedi sevdan  beni...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;"&gt;Ahmed Arif&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-4312236462163500855?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/4312236462163500855/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=4312236462163500855' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4312236462163500855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/4312236462163500855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/06/sevdan-beni.html' title='SEVDAN BENİ'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-6750408054552993922</id><published>2007-05-31T00:17:00.000-07:00</published><updated>2007-05-31T00:47:19.939-07:00</updated><title type='text'>Sezai Karakoç'un Mona Roza ya da Muzzez Akkaya 'sı</title><content type='html'>&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Maraş Lisesinden mezun olduktan sonra mükiyeye giren Anadolu genci Sezai, Muzzez Akkaya'ya vurulur. Vurulmak ki ne vurulmak. Karşılık bulamadığı aşkını dizeler döker Sezai. Mona Roza böylece doğar. Türk edebiyatının belki de en dokunaklı şiirlerinden ve hikayelerinden biri çıkar ortaya. Akrostiş şeklinde yazılmış şiiri " Muzzez Akkayam" şeklinde bir isim kazır beyinlere.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mona : tek,  Roza : gül demektir. Sezai beyin tek gülü asla ona ilgi göstermez. Gururlu Sezai&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;"Bir gün gözlerimin  ta içine bak&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Anlarsın ölüler  niçin yaşarmış"&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;der aşkının büyüklüğünü anlatırken.  Şimdi ne zaman bir karşılıksız aşktan bahsedilse ya da eski yarım kalmış bir sevgi aklıma düşse "&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Mona Roza seni  görmemeliyim&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir bakışın ölmem  için yetecek&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ya da&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Benim aşkım sığmaz  öyle her saza&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;En güzel şarkıyı bir  kurşun söyler&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dizeleri kulağımda çınlar. Ah Karakoç! bugünlerde evine kapanmış, kimselerle görüşmeyen, tek bir şiirle büyük şair olabilen Karakoç. Elbet şiir olacak şairin tesellisi ama hiç mi acımadın birbirine kavuşamayan, platonik aşıklara....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; MONA ROZA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;M&lt;/span&gt;ona Roza, siyah  güller, ak güller&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Geyvenin gülleri ve  beyaz yatak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Kanadı kırık kuş  merhamet ister&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ah, senin yüzünden  kana batacak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Mona Roza siyah  güller, ak güller&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;U&lt;/span&gt;lur aya karşı kirli  çakallar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ürkek ürkek bakar  tavşanlar dağa&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Mona Roza, bugün  bende bir hal var&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Yağmur iğri iğri  düşer toprağa&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ulur aya karşı kirli  çakallar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;çma pencereni  perdeleri çek&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Mona Roza seni  görmemeliyim&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir bakışın ölmem  için yetecek&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Anla Mona Roza, ben  bir deliyim&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Açma pencereni  perdeleri çek...&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Z&lt;/span&gt;eytin ağaçları  söğüt gölgesi&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bende çıkar güneş  aydınlığa&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir nişan yüzüğü,  bir kapı sesi&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Seni hatırlatıyor  her zaman bana&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Zeytin ağaçları,  söğüt gölgesi&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Z&lt;/span&gt;ambaklar en ıssız  yerlerde açar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ve vardır her vahşi  çiçekte gurur&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir mumun ardında  bekleyen rüzgar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Işıksız ruhumu  sallar da durur&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Zambaklar en ıssız  yerlerde açar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;E&lt;/span&gt;llerin ellerin ve  parmakların&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir nar çiçeğini  eziyor gibi&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ellerinden belli  oluyor bir kadın&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Denizin dibinde  geziyor gibi&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ellerin ellerin ve  parmakların&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Z&lt;/span&gt;aman ne de çabuk  geçiyor Mona&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Saat onikidir söndü  lambalar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Uyu da turnalar  girsin rüyana&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bakma tuhaf tuhaf  göğe bu kadar&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Zaman ne de çabuk  geçiyor Mona&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;kşamları gelir  incir kuşları&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Konar bahçenin  incirlerine&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Kiminin rengi ak,  kimisi sarı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ahhh! beni vursalar  bir kuş yerine&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Akşamları gelir  incir kuşları&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;K&lt;/span&gt;i ben Mona Roza  bulurum seni&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;İncir kuşlarının  bakışlarında&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Hayatla doldurur bu  boş yelkeni&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;O masum bakışlar su  kenarında&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Ki ben Mona Roza  bulurum seni&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;K&lt;/span&gt;ırgın kırgın bakma  yüzüme Roza&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Henüz dinlemedin  benden türküler&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Benim aşkım sığmaz  öyle her saza&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;En güzel şarkıyı bir  kurşun söyler&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Kırgın kırgın bakma  yüzüme Roza&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;rtık inan bana  muhacir kızı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Dinle ve kabul et  itirafımı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir soğuk, bir  garip, bir mavi sızı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Alev alev sardı her  tarafımı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Artık inan bana  muhacir kızı&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Y&lt;/span&gt;ağmurlardan sonra  büyürmüş başak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Meyvalar sabırla  olgunlaşırmış&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir gün gözlerimin  ta içine bak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Anlarsın ölüler  niçin yaşarmış&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Yağmurlardan sonra  büyürmüş başak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;A&lt;/span&gt;ltın bilezikler o  kokulu ten&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Cevap versin bu  kanlı kuş tüyüne&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir tüy ki can verir  bir gülümsesen&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Bir tüy ki kapalı  gece ve güne&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Altın bilezikler o  kokulu ten&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;M&lt;/span&gt;ona Roza siyah  güller, ak güller&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Geyve'nin gülleri ve  beyaz yatak&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Kanadı kırık kuş  merhamet ister&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Aaahhh! senin  yüzünden kana batacak!&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;Mona Roza siyah  güller, ak güller&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-6750408054552993922?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/6750408054552993922/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=6750408054552993922' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6750408054552993922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/6750408054552993922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/05/sezai-karakoun-mona-roza-ya-da-muzzez.html' title='Sezai Karakoç&apos;un Mona Roza ya da Muzzez Akkaya &apos;sı'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-489708663418917049</id><published>2007-05-30T05:53:00.000-07:00</published><updated>2007-05-30T06:00:01.036-07:00</updated><title type='text'>ENDÜLÜSTE RAKS</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rl10klilwSI/AAAAAAAAAAU/U5mVfQHngiE/s1600-h/flamenco4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 208px; height: 349px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rl10klilwSI/AAAAAAAAAAU/U5mVfQHngiE/s320/flamenco4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070336927390351650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ENDÜLÜSTE RAKS&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…&lt;br /&gt;Şevk akşamında Endülüs üç def’a kırmızı…&lt;br /&gt;Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.&lt;br /&gt;İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir.&lt;br /&gt;Yelpaze gibi çevrilir birden dönüşleri;&lt;br /&gt;İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri.&lt;br /&gt;Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;&lt;br /&gt;İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.&lt;br /&gt;Alnında halka halkadır âşufte kâkülü;&lt;br /&gt;Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü…&lt;br /&gt;Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;&lt;br /&gt;İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.&lt;br /&gt;Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;&lt;br /&gt;Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…&lt;br /&gt;Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…&lt;br /&gt;Şeytan diyorki sarmalı, yüz kerre öpmeli;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle,&lt;br /&gt;Her kalbi dolduran zile, her sineden “Ole!”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;                                                                                    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAHYA KEMAL BEYATLI&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-489708663418917049?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/489708663418917049/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=489708663418917049' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/489708663418917049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/489708663418917049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/05/endlste-raks.html' title='ENDÜLÜSTE RAKS'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UMP-f0r2_No/Rl10klilwSI/AAAAAAAAAAU/U5mVfQHngiE/s72-c/flamenco4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6542386489524207172.post-8658300068283821779</id><published>2007-05-30T02:57:00.000-07:00</published><updated>2007-05-30T03:02:33.275-07:00</updated><title type='text'>İlk</title><content type='html'>İlk blogumu bana kazandıran, hatta zorla veren kadim dostum Atilla İkinci'ye şükranlarımı sunarım. Sağol Atim.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6542386489524207172-8658300068283821779?l=nihattarkan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nihattarkan.blogspot.com/feeds/8658300068283821779/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6542386489524207172&amp;postID=8658300068283821779' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8658300068283821779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6542386489524207172/posts/default/8658300068283821779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nihattarkan.blogspot.com/2007/05/ilk.html' title='İlk'/><author><name>Nihat</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12002596430157135411</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
